ULUSAL GÖZLEMEVİ YER SEÇİMİ
Zeki Aslan, Cemal Aydın, Osman
Demircan, İ.Ethem Derman
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi, Astronomi ve Uzay Bilimleri
Bölümü, Ankara-Türkiye
Zeynel Tunca
Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi, Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü,
İzmir-Türkiye
Orhan Gölbaşı
Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi,
İstanbul-Türkiye
Abdüssamet Marşoğlu
İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi,
Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü, İstanbul-Türkiye
Geliş Tarihi: 16/6/1987
ÖZET : Bir ulusal astronomi gözlemevi için en iyi yerin saptanması amacıyla Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)’nun desteği ile üniversitelerimizin 1979’da başlattığı ve 1 Nisan 1983’den sonra TÜBİTAK bünyesinde güdümlü proje olarak sürdürülüp başarıyla sonuçlanan çalışmalar ve sonuçları sırasıyla öz olarak şöyledir:
1)Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DMİGM) yayınladığı uzun yılları kapsayan meteeoroji verileri tarandı. Bulutluluk, nispi nem, sis, rüzgar hızı bakımından Türkiye’de optik astronomi gözlemevi için en uygun bölgenin Güneybatı ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri olduğu belirlendi.
2) DMİGM nün Meteosat ve NOAA-7 uydularından aldığı bir yıllık görsel ve kırmızıötesi görüntüleri tarandı. Antalya Körfezi çevresi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Türkiye genelinde daha az bulutlu olduğu saptandı. Görüntülerin ayırma gücünün yeterli olmaması nedeniyle bulut örtüsünün üsüründe görünen dağların olup olmadığı belirlenemedi.
3)Güneybatı ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yerinde yapılan incelemelerden sonra yer seçimi gözlemlerinin yapılacağı en uygun dört aday saptandı. Bunlar Kurdubaşı Tepesi (Muğla), Bozdağ (Ödemiş), Bakırlıtepe (Antalya) ve Nemrutdağı (Adıyaman)’dır.
5)Seçilen dört aday dağda ikişer ikişer eşzamanlı olmak üzere Nemrutdağı’nda bir, diğerlerinde iki gözlem mevsimi gözlem yapıldı. Gece bir saat aralıklarla kutup yıldızının fotoğrafı çekildi; bulutluluk, nispi nem, sıcaklık, rüzgar hızı ve yönü ölçüldü. Kutup yıldızının izleri, Lick Gözlemevi’nden getirilen standart izlerle tek tek karşılaştırılarak saatlik astronomik görüş elde edildi. Tüm gözlemler günlük, aylık ve yıllık ortalamalar halinde tablolara ve şekillere aktarıldı ve gözlem yapılan tepeler bu ölçümler açısından karşılaştırıldı. Sonuç olarak Bakırlıtepe'nin hemen hemen her bakımdan diğerlerinden üstün olduğu görüldü. Ortalama görüş 0,8 açı saniyesinden küçük olan gecelerin yüzdesi bakımından önde bulunan Nemrutdağı'nda görüşte ve kullanılabilir gece sayısında üstünlüğünü yitirdiği anlaşıldı.
6) Ölçüm yapılan dağlar astronomik görüşü aynı yöntemle ölçülen dünyanın en iyi optik gözlemevi yerleri ile karşılaştırıldı. Ayrıca gece açıklığı bakımından Bakırlıtepe dünyanın en iyi gözlemevi yerlerinden iki tanesi ile karşılaştırıldı. Türkiye'deki dağların astronomik görüş bakımından kara içi dağları arasında en iyi durumda, ada ve kıyı dağları arasında da kötü durumda olmadıkları görüldü. Gece açıklığı da gözönüne alınınca Bakırlıtepe'nin dünyanın en iyi optik gözlemevi yerlerine eşdeğer konumda olduğu anlaşıldı. Bakırlıtepe üstün astronomi ve meteroloji koşullarına sahip olma yanında fazla emek ve para harcamadan gözlemevi kurulabilecek ulaşımı kolay , yakınında elektrik ve suyu olan ideal bir yer olarak görüldüve Ulusal astronomi Gözlemevi yeri olarak önerildi.
Bugün Uluslarası Astronomi Birliği'nin koyduğu standartlara göre ışık ve hava kirlenmesinden oldukça uzak olan Bakırlıtepe'nin , gelecekte gözlemevi buraya kurulacaksa bir an önce ışık ve hava kirlenmesine karşı korunmaya alınması gerektiği önemle vurgulandı.
SITE TESTING FOR A NATIONAL OBSERVATORY
SUMMARY: Since testing observations carried out between 1982 and 1986 are presented. Long term meterological records have delineated the Southwest and Southeast of Turkey as regions of good potential observatory sites. Visual and infrared images received by the Meteorological Office from the satellites Meteosat and NOAA-7 have indicated that Antalya Bay region and Southeast of Turkey have relatively less cloud cover. The resolution of the images is too low to locate a mountain top above an inversion layer. The average height of the inversion layer ,which is formed on about 37% of the nights near İzmir and 21 % near Isparta, is about 2500 m. Four candidate mountains , Kurdubaşı Tepesi (Muğla), Bozdağ (Ödemiş), Bakırlıtepe ( Antalya) and Nemrutdağı ( Adıyaman), have been selected by reconnaissance for onsite observations. Atmospheric seeing assessments with Walker- type trail telescopes and meterological observations lasting one or two seasons have been carried out simultaneosly on two sites at a time. The comparision of the mountains has shown Bakırlıtepe has in turn been compared with the sites around the world where atmospheric seeing has been assesed by the same method. It has been found that.Bakırlıtepe compares very favourably with the world's best observatory sites.
GİRİŞ
Ülkemizde Ulusal Astronomi Gözlemevi'nin kurulmasına yönelik girişimler 1965'lerde başladı. 1979'da TÜBİTAK'a bağlı olarak kurulan Uzay Bilimleri Araştırma Ünitesi içinde üniversitelerimizce yürütülen planlı çalışmalarla 1982 yılında yer seçimi çalışmaları fiilen başlatuılmış oldu. 1982 yılı sonunda yer seçimi çalışmaları TÜBİTAK'a sunulan TBAG-607/B sayılı proje kesin raporunda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Bu makalede TÜBİTAK'ın ve üniversitemizin desteğinde sürdürülen Ulusal Gözlemevi Yer Seçimi çalışmalarının sonuçları verilecektir. Gözlemler zorunlu olarak yüksek dağ tepelerinde yapılmıştır. Bu özünde çok kolay olan gözlemlerin yapılabilmesi için gözlemcilerden büyük özveri istenmesi anlamına gelmiştir. Yolu, suyu, elektriği, olmayan dağlara malzeme çıkarmak gözlem aletlerini kurmak, gözlemciler için barınak yapmak, mahrumiyet koşullarında gözlemyapmak üzere , bir hafta ile sınırlı bile olsa , ıssız tepelerde sürekli kalmak kolay olmamıştır.
Gözlemcilere telsiz sağlama girişimimiz, işlemlerin uzaması nedeni ile sonuçlanmadan durudurulmuştur. Her ne kadar gözlemcilerin ısınma ve aydınlatma masrafları projeden karşılanmışsa da bu amaçlar için kullanılan tüp gazların, haftalık yiyecek erzağının ve suyun dağ tepelerine çıkarılması proje boyunca gözlemcilerin en büyük sorunlarından biri olmuştur. Ağır yüklerle tırmanma ve dağdan inme çabaları sırasında, özellikle kış koşullarının başladığı mevsimlerde iki gözlemcimiz yaşam tehlikesi geçirmiş, büyük bir şans eseri olarak dağdan yuvarlanmalarınıı sadece kırık ve sıyrıklarla atlatmışlardır.
Bu makalenin “ Türkiye’de bir Ulusal Gözlemevine Duyulan İhtiyaç” başlıklı bölümünde Türkiye’de bir Ulusal Gözlemevi kurulmasının gerçekleri üzerinde durulmuştur. “ Bir Optik Gözlemevinin sağlaması Gereken Koşullar “ başlıklı bölümde bir optik gözlemevinin sağlaması gereken koşullar, “ Ön Çalışmalar “ başlıklı bölümde yer seçimi için sürdürülen çn çalışmalar ve aday tepelerin seçimi açıklanmıştır. Bu arada gözlemcilerin bir listesi, gözlem istasyonlarında çalışma süreleriyle beraber Ek 1’de verilmiştir.
Yapılan gözlemler ve değerlendirmeleri “ Gözlemlerin Yapılması ve Değerlendirilmesi “ başlıklı bölümde ölçülen değerlerin aylık ortalamalarının yıllık değişimi sıklık dağılımları ve aralarındaki ilişkiler gözlem yapılan dört dağ için ayrı ayrı tablo ve ţekiller halinde " Gözlem Sonuçlarý " başlıklı bölümde verilmiştir. Gözlem yapılan dört dağın gözlem sonuçları açısından karşılaştırılması “ Aday Dağların Karşılaştırılması” başlıklı bölümde Dünyanın en iyi gözlemevi yerleriyle karşılaştırma ise "“Dünya gözlemevleri ile karşılaştırma "“başlıklı bölümde yapılmıştır. Sonuç ve öneriler son bölümdedir.
TÜRKİYE’DE BİR ULUSAL GÖZLEMEVİNE DUYULAN İHTİYAÇ
Ülkemizde astronomi ve uzay bilimleri alanında çalışmaların yapıldığı başlıca kurumlar üniversitelerdir. Modern anlamda önce 1933 üniversite reformuyla İstanbul Üniversitesi’nde başlatılan astronomi çalışmaları ilk dönemde üç Alman profesör tarafından yönlendirilmiştir. 1911 yılında astronomi, sismoloi ve jeoloji araştırmaları için kullanılan Kandilli Gözlemevide ancak üniversite reformundan sonra etkin çalışmalara başlayabilmiştir. Astronomi çalışmaları 1944 yılında Ankara Üniversitesi’nde, 1962 yılında Ege Üniversitesi’nde ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde ve 1982 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde (Kandilli Gözlemevi’nin bu üniversiteye bağlanmasından sonra ) başlamıştır. Bu alandaki gelişmeler üniversitelere bağlı olarak kurulan gözlemevlerinde sağlana olanaklar ölçüsünde sınırlı kalmıştır. Öncelikle dört gözlemevi de şehir ışıkları etkisinde ve kirli hava içinde istenen düzeyde bilimsel araştırma yapılamayacak kadar gözlemevi koşullar0ına uymayan konumda bulunmaktadır. (Bkz. Bir Optik Gözlemevi’nin Sağlaması Gereken Koşullar “ başlıklı bölüme). Diğer taraftan bu gözlemevlerinde kullanılan araç, gereç hem miktar hem de kalite olarak oldukça yetersizdir. İleri ülkelerde yirmibeşinci kadir parlaklığındaki gökcisimleri gözlenebildiği halde ülkemizde mevcut olan en iyi teleskopla dahi onbirinci kadir parlaklığında ve daha sönük gökcisimleri gözlenememektedir. Ancak, şu anda üzerinde çok çalışılmış parlak gökcisimleri görsel ve fotometrik olarak gözlenebilmekte, tayfsal inceleme olanağı ise hiç bulunmamaktadır. Bugun şehir ışiıkları etkisinde yetersiz araç gerece sahip dört küçük gözlemevimiz daha çok eğitim ve öğretim için kullanabilmektedir. Komşularımızla en büyük teleskop ve kullanılan teleskop sayısı açısından bir karşılaştırma yapılınca ülkemizin en kötü durumda olduğu anlaşılmaktadır. Bugün modern teleskoplar ışık toplayıcı ve algılayıcılarının nitelikleri açısından oldukça duyarlı hale getirilmiştir ve çoğu da bilgisayarlarla yönetilmektedir. Hatta bazıları kıtalararası uzaktan kumandalıdır. Son 15-20 yılda astronomi bilgisinin önemli bir bölümünün atmosfer dışı uydu gözlemleriyle elde edilmesine karşın optik ve radyo gözlemevleri kullanım kolaylıkları, daha yaygın hizmet vermeleri, optik ve radyo ışınım bölgelerinin zengin olması gibi nedenlerle gittikçe artan bir önemle varlıklarını sürdürmektedirler. Gelişmiş ülkelerde daha sönük ve daha uzak gökcisimlerinin incelenmesi için çapları 25 m’ye varan optik teleskopların yapımı planlanlanmaktadır.
Teknik ve mali zorluklar nedeniyle uydularla atmosfer dışında yapılan astronomi çalışmaları sadece zengin ve gelişmiş ülkelerce sürdürülmektedir. Doğal olarak uydu gözlemlerinden öncelikle bu ülkelerin astronomları yararlanmakta,ancak çok ilginç bulunan projeler için diğer ülke astronomlarına da az bir gözlem zamanı ayrılmaktadır. Bu bile o ülkelerin astronomlarıyla ortak proje yapmak şartıyla mümkün olmaktadır. Genelde bizim gibi ülkelerin astronomları ancak kişisel girişimlerle gelişmiş ülkelerin arşivlerinde önceden değerlendirilmiş gözlemsel materyalden kısmen yararlanabilmektedirler. Ülkeler kurdukları gözlemevlerini tam kapasiteyle kendi astronomlari için kullanmaktadırlar. İklim koşulları iyi bir optik gözlemevi için elverişli olmayan Finlandiya ve diğer Kuzey Avrupa Ülkeleri kendi teleskoplarını iklim koşulları iyi olan ülkelere, örneğin Şili’ye, İspanya’nın Kanarya Adalarına, Hawai’ye kurmaktadırlar. Böylece dışa bağımlılıkları yalnız gözlemevi yerinin kullanımı ve egemenlik hakkı ile ilgili ikili anlaşma ile sınırlı kalmaktadır. Ülkemiz ise iklim koşulları açısından “ dışa bağımlı “ değildir.
Ülkemizde astronomi alanında yetişmiş insan gücü 1985 yılı itibariyle 45’ i doktoralı 75 kişidir. Bu astronomların çoğu 40 yaşın altında gelişmiş ülkelerin modern gözlemevlerinde araştırmalar yapmış hevesli dinamik çalışkan kişilerdir ve bunların %20’ den fazlası doktoralarını gelişmiş ülkelerde tamamlamıştır. Türk astronomlarının yıllık bilimsel yayın sayısı 50’ye ve bu yayınların aldığı “ citation index “deki başvuru sayısı yılda 70’e kadar ulaşmıştır.
Kısıtlı olanaklar içerisinde sağlanan bu başarının sürdürülmesi ve geliştirilmesi, en azından dünya astronomları arasındaki yerimizin korunması artık daha iyi daha büyük çapta ortak kullanım olanaklarının sağlanması ile mümkündür. Orta büyüklükte (1.5-2 m çaplı) optik bir teleskopla bir ulusal astronomi gözlemevinin kurulması, istenen olanakları sağlamış olacaktır. Böyle bir gözlemevine duyulan ihtiyaç 1965’lerden bu yana ülkemiz astronomları arasında gittikçe daha şiddetli hissedilmektedir. Bu şiddetli ihtiyaçla, astronomlar astronomi koşulları yanında ekonomi koşullarını da dikkate alarak değişik dönemlerde Erzurum bölgesinde, Bodrum bölgesinde ve hatta Uludağ’da gözlemevi kurma girişimlerinde bulunmuşlardır. Ulusal gözlemevi kurulması için yapılan girişimler ayrı bir bölümde özetlenecektir. Diğer ülkelerde ulusal gözlemevlerinin kuruluş ve çalışmaları Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) karşılığı bilimsel çalışmaları organize eden kuruluşlar tarafından üstlenilmiştir. Ülkemizde de bir ulusal gözlemevini tam kapasite ile etkin bir biçimde kullanabileceklerine inanan astronomlar TÜBİTAK’dan böyle bir gözlemevini kurma işini üstlenmesini beklemektedir. Bu istek 1970’lerden bu yana her astronomi toplantısında dile getirilen, hazırlanan her raporda (1,2)’de vurgulanan, Devlet Bakanlığının TÜBİTAK aracılığı ile hazırlattığı 20 yıllık bilim politikasında (3) önemle üzerinde durulan bir istektir.
BİR OPTİK GÖZLEMEVİNİN SAĞLAMASI GEREKEN KOŞULLAR
Yer atmosferi gökcisimlerinden gelen ışık için bir engeldir. Bu engelin etkisinin en aza indirmek için akla gelen ilk çözüm olabildiğince yükseklere çıkmaktır çünkü atmosfer yoğunluğu yükseklikle azalır. Zaten uydu astronomisi de bu gereksinimden doğmuştur. Ne var ki çıkılabilecek yükseklikler birçok bakımlardan sınırlıdır. Bunların başında ağır iklim koşulları, altyapı ve sürekli bakım, oksijen azlığı ve düşük basıncın insan sağlığı üzerindeki tehlikeli etkileri gelmektedir. 3000 m’nin üzerinde bu etkiler oldukça ciddidir (4,5). Ülkenin ekonomik gücü bir başka ve önemli sınırlayıcı parametredir. Dağın yüksek olması da tek başına yeterli değildir. Aynı yükseklikte iki dağ, aynı bölgede olsa bile eşdeğer özellikte olmayabilirler. Aşağıda sıralayacağımız kimi koşulları yerine getirmelidirler. Bu koşulların göreli önemini daha iyi belirtmek için açıklığı (çapı) D olan bir teleskopla ne kadar sönük bir yıldızı gözleyebileceğimizi düşünelim. Bu teleskobun ∆t zaman aralığında toplayabileceği foton sayısı simgesel olarak şöyle ifade edilebilir.
Ulusal Gözlemevi Yer Seçimi
S(l ) = A(l ,d)q (l ) D2LDt
Burada L(l ) bir anlık atmosfer dışında olduğu varsayılan teleskobun birim alanına saniyede düşecek l dalgaboyundaki foton sayısıdır. q(l) teleskobun duyarlılığı ile ilgili katsayı, A (l ,d) ise yer atmosferinin yıldızın görüldüğü da doğrultusundaki geçirgenliğidir. Diğer taraftan Ay’sız gecenin de parlaklığı vardır. Gökyüzü parlaklığını şu bileşenler oluşturur: i) Üst atmosfer katmanlarının hem sürekli tayf ışınımı hem de belirli dalgaboylarında salma çizgileri içeren kendi öz ışınımı, ii) Teleskop ayırma gücü çok büyük olmadığı zaman ayrışmamış sönük yıldızlar ve uzak gökadaları . iii) Zodyak ışınımı-yer atmosferi dışındaki toz parçacıkları tarafından saçılan Güneş ışınımı, iv) Yukarıda sözü edilen kaynaklardan gelip yer atmosferi tarafından saçılan ışınım, v) Şehir ışıkları gibi yapay aydınlatma kaynaklarından gelip yer atmosferi tarafından saçılan ışınım (6). Gökyüzünün birim uzay açısından gelen ve teleskobun birim alanına saniyede düşen foton sayısı J (l ) ise Dt zamanında teleskop tarafından ğqt açısı altında
B (l ) = J (l ,d) q(l ) D2q2 (l ,d) t
kadar foton toplanacaktır. Burada q yildiz görüntüsünün yer atmosferi tarafından oluşturulan açısal çapıdır. Algılanabilecek en sönük yıldızı, S+B toplamında ayırt edilebilen en küçük S değeri belirler. Bunun için A, q ve D2nin büyük, J ve θ nın alabildiğince küçük olması gerekir. Büyük D büyük teleskop, büyük q nitelikli teleskop, büyük A temiz atmosfer, küçük J karanlık gökyüzü ve nitelikli teleskop, büyük A temiz atmosfer, küçük J karanlık gökyüzü ve küçük q ise atmosferde en az optik çalkantı demektir. [1] ve [2] deneklemelerinde gözlem evinin yeri yalnız A, J ve q yı etkiler. Bunlar aynı zamanda yüksekliğin de fonksiyonudurlar. Hava moleküllerinin neden olduğu Rayleigh saçılması, su buharı soğurması, ozon soğurması ve aerosol saçılması atmosfer geçirgenliğini azaltır (7,8) yani A yı küçültür. Ozon soğurması yüksek atmosferde (10-35 km arasında) olduğu için sabittir, ancak diğer etkiler yükseklikle azalır. Atmosferde optik çalkantı kuramı q a l-0.2 vermektedir. (9). Kırmızı ötesi gözlemleri (10) bunu desteklemektedir. Teleskobun kırınım sınırı üstünde uzun dalgaboyunda yıldız görüntüsü daha küçük oluşmaktadır. Genellikle θ yükseklikle de azalmaktadır.
O halde iyi bir optik gözlemevinde şu koşullar sağlanmalıdır.
b) Yüksek geçirgenlik (temiz atmosfer)
c) Karanlık gökyüzü (yerleşim merkezlerinden yeterince uzak)
d) En az optik çalkantı (kararlı atmosfer)
e) TV ve radyo yayınlarının etkisinden uzak
f) Sanayi ve yerleşim merkezleri nedeni ile gelecekte ışık (her türlü elektromanyetik dalga ve hava kirlenmesi olasılığı az
g) Deprem kuşaklarından uzak
Bu koşullar yer seçimi çalışmalarında nelere bakılması gerektiğini belirlemektedir. Bu koşullar genellikle yüksek dağ tepelerinde sağlanırlar. Bu nedenle ilk adım olarak meteoroloji verilir ve uydu gözlemleri ile en az bulutlu yerler belirlenmeli, sıcaklık dönüş katmanı üstünde kalan dağlar seçilmeli, sonra yerinde gözlemler yapılarak yıllık açık gece sayısı ve bunların mevsimlik dağılımına bakılmalıdır. Sıcaklık, nem, rüzgar yönü ve hızı, yağış (yağmur,kar, vs) miktarı ve bunların mevsimle değişimi incelenmelidir. Gece-gündüz sıcaklık farkının ve özellikle gece boyuncaki sıcaklık düşmesinin küçük, nispi nemin düşük olması atmosferin ve optik aygıtların kararlılığı için önemlidir. Kuru atmosfer ayrıca kırmızı ötesi gözlemleri için gereklidir. Ara sıra yağış atmosferin temizlenmesi bakımından önemlidir. Çeşitli doğrultularda gök parlaklığı ölçülmeli, gelecekte gök parlaklığını artırılabilecek yerleşim ve sanayideki olası gelişmeler değerlendirilmelidir. Atmosfer sönümlenmesi (yıldız ışığını soğurma etkisi ) ölçülmeli, yöne bağlılığı incelenmelidir. Son ve önemli bir parametre olarak, atmosferdeki kırılma indisindeki düzensiz değişmeler sonucu oluşan yıldız görüntüsünün çapı ölçülmelidir. “ Görüş “ diye tanımlanan bu görüntü çapı verilen bir teleskobun etkinliği ve ulaşılabilecek sönüklük sınırını belirler. Bu teleskobun gücü, birçok amaç için ışık toplayan alanı ile görüntünün oluşturduğu uzay açının bölümü ile orantılıdır. Yani atmosferik görüşü 0”.5 olan bir gözlemevinin ayna çapı 2 m olan teleskobu, atmosferik görüşü 1” olan gözlemevinin 4 m’lik teleskobuna denktir.(11). O halde görüşü iyi olan bir dağ seçmek, daha pahalıya gelen teleskobu kurmak kadar etkilidir.
Bütün bunlara ek olarak astronomi gözlemevi olarak seçilen yere götürülecek yol, su, elektrik ve diğer altyapı hizmetlerinin maliyeti ve bakım giderleri, bu üniversiteye yakınlık, yakında sosyal gereksinimlerin karşılanabileceği fakat büyüme olasılığı olmayan bir küçük yerleşim merkezinin olup olmadığı da düşünülmelidir.
Yukarıda sıraladığımız gözlemler bir aday yerde en az bir yıl, ulusal gözlemevi için en az iki yıl sürdürülmelidir ve mümkünse bütün mevsimleri kapsamalıdır. Bu çalışmada bir yerde iki yıl gözlem yapılması düşünüldü. Ancak gözlem yerlerinde kışın ağır koşullarda barınma ve ulaşım olanağı olmadığından gözlemler ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimleri için planlandı.. Aday dağların karşılaştırılmaları koşulların en iyi olduğu zaman yapılırsa anlamlıdır. Bu nedenle kış aylarında gözlem olmaması göründüğü kadar büyük bir eksiklik değildir.
ÖN ÇALIŞMALAR
Meteroloji Verilerinin Değerlendirilmesi
1 Nisan 1983’te başlatılan bu çalışmanın başında önceden yapılan çalışmalar da dikkate alınarak gözlem istasyonları için en uygun yerlerin belirlenmesi için Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü (DMİGM )’nce toplanan meteoroloji verileri yeniden ve titizlikle taranmış; yıllık güneşlenme süresi, mevsimlik ve yıllık ortalama açık günler sayısı, yıllık ortalama kapalı günler sayısı ile yıllık ortalama yağış, nem ve sisli günler sayısı haritaları yeniden değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmelere göre güneşlilik, bulutluluk, açık günler sayısı ve nem yüzdesi gibi faktörler dikkate alındığında iyi bir optik gözlemevi için en iyi bölgelerin Akdeniz ve Güney Doğu Bölgeleri olduğu görülmektedir.
Değerlendirmelere göre Akseki bölgesi gündüzleri en açık yerlerden biri olarak görülüyorsa da yağış ve nem haritalarında o yöre Türkiye’nin Rize ile denk en yağışlı ve en nemli bölgesidir. Üstelik yakındaki dağlara ulaşım elverişli değildir. Zaman zaman gözlemevi yeri olarak Bolu çevresinin önerildiği olmuştur. Değerlendirilen meteorolojik verilere göre Bolu çevresi Türkiye’nin a) Doğu Karadeniz’den sonra en bulutlu b) En nemli, c) En sisli yörelerinden birisidir. Bunlar bir optik gözlemevi için en olumsuz koşullardır.
Bu verilere ek olarak aday dağların bulunduğu bölgelerde gece bulutluluğunu ve özellikle bulut örtüsünün üst sınır yüksekliği DMİGM’nün birçok merkezde sürdürüldüğü sinoptik ( saatlik) gözlemlerden çıkarılmak istendi. Ancak a) Sinoptik istasyonların dağlardan uzak ve yüzeyde olması b) Gece yapılan bulut yükseklikleri tahminlerden daha çok yanılgı olabileceği, c) Bulut örtüsünün üst sınırını (her ne kadar bulut çeşidinden ve iklim koşullarını belirleyen diğer verilerden tahmin edilebileceği öne sürülse de ) işe yarpar biçimde belirlemenin olanaksız olduğu düşünülerek bu değerlendirme yapılamadı.
2. Uydu Gözlemlerinin Değerlendirilmesi
Optik gözlemevi için bulut örtüsünü belirlemenin yeni yöntemlerinden birisi meteoroloji uydularının verilerinden yararlanılmaktadır. Güdümlü proje için fiili gözlemlere başlamadan önce DMİGM’nün Meteosat ve NOAA-7 uydularından aldığı görüntüler incelendi. Uydu görüntülerinin sayısal kaydı (Nisan 1983’de) henüz alınmadığı için ancak görüntüler değerlendirildi. 1983’de NOAA-7 uydusundan alınan geriye doğru bir yıllık görsel ve kırmızı ötesi görüntüleri tarandı. Arşivlemenin yetersiz olması nedeniyle sistematik bulut örtüsü bilgisinin çıkarılamayacağı anlaşıldı. Diğer taraftan görüntülerin ayırma gücü düşük olduğu için bulutlardan sıyrılan, bir başka deyişle sıcaklık dönüş katmanının üstünde kalan dağ tepelerini ayırmak hiçbir şekilde mümkün olmamıştır. Ancak sayısal değerlendirme yapılmadan edinilen gözlemsel bir sonuç, Antalya Körfezi çevresi ile Güney Doğu Anadolu’nun diğer bölgelere göre daha sık açık görülmesidir.
Mevcut meteoroloji uydularının verilerinden dağ tepelerindeki sistematik bulut örtüsü bilgisinin çıkarılmasında, ayrıntılı sayısal işlemlerden de güvenilir şekilde yararlanılmayacağı başka bir çalışmadan da anlaşılmaktadır (12). Bunun nedeni i) Görüntülerdeki ayırım gücünün dağ tepelerini belirleyecek kadar iyi olmaması, ii) Bulut örtüsündeki değişimin veri aralıklarına göre hızlı olabilmesi, iii) Var olan iyi görüntülerin mevsime göre dağılımlarının kötü olmasıdır. Örneğin bu amaçla İtalya ve İspanya bölgesi için yapılan bir çalışmada (12) dünyanın en iyi gözlemevi koşullarını sağlayan Kanarya Adaları istatistik olarak en bulutlu bulunmuştur. Bunun nedeni Kanarya adalarında genelde bulutların üstünde kalan gözlemevi tepelerinin uydu verilerinde ayırma gücü yeteri olmadığı için ayrılamamasıdır.
3. Radiosonde Gözlemlerinin Değerlendirilmesi
Normal olarak yerden yükseldikçe yaklaşık 10 km’ye kadar atmosfer sıcaklığı düşer.0-4 km arasında ortalama sıcaklık eğimi –0,7 oC/hm kadardır. Kimi durumlarda atmosferin alt katmanlarında sıcaklığın yükseklikle arttığı, kalınlığı birkaç yüz metreyi bulan bölgeler vardır. Böyle bölgelere “ sıcaklık dönüş katmanı “ (DK) denir. Katmanın alt tabanı ile üst tabanı arasındaki sıcaklık farkı ortalama olarak birkaç derecedir. Birçok parametreye bağlı olan DK oluşumu bölgeden bölgeye, mevsimden mevsime değişiklik gösterir. Atmosferde yatay hareketler geniş alanları kaplar ve geniş alanlarda etkilidir. Havanın esas kararlılığı yada kararsızlığı düley hareketlere, daha başka deyişle konvektif hareketlere, bu hareketlerde bilindiği gibi sıcaklık T ve basınç P’nin yerden yükseklik h ile değişimine bağlıdır. Düşey konvektif akımlarının olmaması için

koşulu sağlanmalıdır. Bu koşul, cebirsel işareti ile ele alırsak, düşey sıcaklık eğimi cinsinden
![]()
şekilde ifade edilebilir. Yer atmosferinde (dt/dh) ad kuru atmosfer için –0.98 oC /hm, doymuş (nemli) atmosfer için –0.5 oC/hm kadardır (13). Sıcaklık dönüş katmanında (dT/dh) gerçek > 0 olduğuna göre (2) koşulu sağlanmaktadır. İyi ve sakin hava koşullarında, DK yoksa bile, [2] eşitsizliği sağlanacak ve atmosfer kararlı olacaktır. Ancak en kararlı durum açıkça DK varken görülecektir. Dolayısıyla DK’nın varığı hava kirliliği oluşturan toz, gaz, su buharı, aerosol, duman v.b. şeylerin yükselmesini önler, bir kapak görevi yapar. Üstteki hava önemli ölçüde daha temiz ve nemi daha düsüktür.
Bu söylenenler, rüzgar hızını V ile göstererek dV/dh=0 olduğu zaman geçerlidir. Ancak bir yerde DK’nın oluşmuş olması bazen havanın sakin olduğunun belirtisidir. O halde DK’nın varlığı, yüksekliği ve kararlılığı gözlemevi yerinin seçilmesinden önemli bir etkendir.
Ulusal gözlemevi için seçilen aday tepelerde ilk adımda DK gözlemlerinin de düzenli yapılması düşünüldü. Ancak katmanın her zaman özellikle gece görünür olmaması nedeniyle bu sürdürülemedi. Kimi günlerde ufukta çepeçevre keskin çizgilerle belirli olan DK üst sınırı çoğu zaman yükseklik olarak, örneğin Bozdağ’da, Bakırlıtepe’de gözlem noktasının altında kalmıştır. DK’nın gündüzleri hava ısındıkça yükseldiği ve zamanla çözülüp dağıldığı gözlenmiştir. Seçilen tepelerde zaman zaman gözlenen DK’nın kesin üst sınırı, tepelere yakın yüksekliği az yerleşim merkezlerinden (katmanın içinde olunduğu için) hiçbir zaman görülmemiştir.
DK’nın üstünde kalan yerleri-varsa belirlemede uydu gözlemleri, hata uçak pilotlarından yararlanma önerileri sonuç vermeyince, DMİGM’nün 6 merkezde (Ankara, İstanbul, İzmir, Isparta, Diyarbakır ve Samsun) günde iki kere (00.00 ve 12.00 Greenwhich zamanı) yıllardır sürdürdüğü radiosonde gözlemlerinin taranması kararlaştırıldı. Bu gözlemlerde sıcaklık, basınç, rüzgar hızı ve yönü, nem gibi kemiyetlerin yükseklikle değişimi 30-40 km’ye kadar ölçülmektedir (13). Ulusal gözlemevi yeri için seçilen tepelere en yakın İzmir, Isparta ve Diyarbakır’da yapılan ve 1980-84 yıllarını kapsayan radiosonde gözlemleri taranıp DK’nın oluş sıcaklığı, yüksekliği ve yıllık değişimi incelendi. DMİGM’nün tablolarında diğer bilgiler yanında DK’nın denizden taban yüksekliği, taban sıcaklığı, tavan yüksekliği ve tavan sıcaklığı verilmektedir. DK oluş sıcaklığının aylara, yıllara ve yüksekliğe göre değişimi TBAG-607/B proje kesin raporunda ayrıntılı olarak verilmiştir. Burada 5 yıllık ortalamalar üzerinde durulacaktır. DK tavan yüksekliklerinin ortalamaları Şekil1, ve 2 ve 3’de noktalanmıştır. Şekil 1-3’e göre gece ortalama DK yükseklikleri mevsime çok bağlı olmadığı halde gündüz DK yükseklikleri beklendiği gibi sıcaklık arttıkça artmaktadır. Ayrıca İzmir, Isparta ve Diyarbakır’ı simgeleyen noktaların dağılımlarındaki benzerlikler tüm Türkiye’yi etkileyen iklim koşullarını ya da mevsim etkilerini yansıtmaktadır. Örneğin gece DK yüksekliğinin Temmuz ayında daha büyük, Haziran ve Ekim aylarında daha küçük olması gece yüzey soğuması ile ilgili olmalıdır. (Şekil 24 ve 37). 5 yıllık ortalama DK oluş şıklığının yükseklikle değişimi Şekil 4’te noktalanmıştır. Burada düşey eksen, verilen yüksekliğin altında, zamanın yüzde kaçında DK oluştuğunu göstermektedir. Görüleceği gibi istasyonlar şekilde denizden yüksekliğe göre sıralanmaktadırlar. (Bu sıralama yatay eksende yüzeyden yükseklik kullanılsa da aynıdır). Bunun genel bir özellik olduğu kuşkuludur.
DK ortalama yükseklikleri ve oluş şıklığı ile ilgili özet bilgi Tablo 4.1’de toplanmıştır. Tablolardan görüleceği gibi en çok DK Isparta bölgesinde görülmektedir. Zamanın gece %84’ünde, gündüz %52 sinde DK oluşmaktadır. Kara ikliminden beklenildiği gibi Isparta ve Diyarbakır’da çoğunlukla yüzey DK oluşmaktadır. Öyleki görülen tüm DK’ların İzmir’de %28’i, Isparta’da %76’sı, Diyarbakır’da %89’u yüzeyde oluşmuştur. Yüzey DK, gündüz ısınan toprağın gece ışınım yoluyla soğuması sonucu oluşur, özellikle bu hava açık ve kuru ise daha etkindir (13). Toprağın 300 W/m2 oranında soğuması yer sıcaklık dönüş katmanının saniyede 0,03 m, yada gece boyunca 1 km’ye kadar yükselmesine neden olabilmektedir (14). Genel olarak yüzeyin hemen üstünde biriken soğuk hava DK’nın bu kadar yükselmesine engel olmakta ise de İsparta ve Diyarbakır’da yüzeyde 1000 m nin üstüne çıkan yüzey DK’ları gözlenmektedir. Dolayısıyla Tablo 1’de gece ortalama DK yüksekliğinin en az olması Diyarbakır bölgesi için lehte bir puan olarak alınmamalıdır. Tam tersine Diyarbakır en kötü durumdadır. Çünkü esas önemli olan bir bölümde genel bir bulut, toz, sis, duman v.s.nin altta kaldığı ve çökme ile oluşan DK dır, bu ise Diyarbakır’da hemen hemen hiç oluşmamaktadır, zamanın %6 sında görülen çökme DK nın yüksekliği ise üç bölge arasında en büyük olanıdır. Gündüz DK yüksekliği de Diyarbakır’da en büyüktür. Bu demektir ki bölgede örneğin kurak Harran Ovası’nda toz ve aerosollarin gündüz çok yükseklere, örneğin çevrenin 2500 m’nin üsütüne çıkması mümkündür. Gece de hava kütlesinde bir çökme olmadığına göre bu kalıcı olacaktır. O halde denizden yükseklik yetmemektedir, kara iklimde hem kuzey DK’nın hem de toz ve aerosol çoğunluğunun üsütüne çıkan, çevreden yüksekliği en az 1500 m olan bir dağa gereksinme vardır.
Diğer taraftan Tablo 1’ya da Şekil 4’e bakarak ilk anda İzmir ile Isparta bölgelerinin hangisinin DK açısından daha üstün olduğunu söylemek zordur. Çökme DK sıklığı ve ortalama yüksekliği açısından İzmir bölgesi, toplam DK sıklığı açısından Isparta bölgesi daha iyi durumda gözükmektedir. Isparta gündüz DK yüksekliği bakımından kara iklimi, gece DK yüksekliği bakımından deniz iklimi özelliği taşımaktadır. Bunu Şekil 4’ten de görmek mümkündür. İzmir ve Isparta eğrilerinin eğimleri 1500 m’nin üstünde- yani yüzey DK’larının üstünde-yaklaşık olarak aynıdır. Bu iki eğrinin arasındaki düşey fark yüzey DK sıklıkları arasındaki fark kadardır. Bir dağ ne kadar yüksek olursa olsunve ister deniz kıyısında ister karasal iklimde bulunsun gece soğuma nedeniyle kimi zaman yüzey DK altında kalması kaçınılmazdır. O hale iyi bir dağın (Tablo 1 ve Şekil 4’e göre) yüzeyi küçük ve çevreden yüksekliği örneğin en az 1500-2000 m’nin üsütünde olmalıdır. Şekil 4’e göre yaklaşık 4000 m’nin üstünde bölgeler arasında önemli bir fark kalmamaktadır.
Sıcaklık dönüş katmanı yükseklikleri ve dönüş sıcaklığı hakkında yukarıda çıkarılan sonuçları etkileyecek birkaç noktayı belirtmekte yarar var :a) Radiosonde balonları, rüzgar etkisi ile, 250-300 km’ye kadar sürüklenebilmektedir (13). Bu nedenle ölçüler, yatay sıcaklık eğimi yüzünden özellikle yükseklerde bölgeyi temsil etmeyebilir. b) Rüzgar yönü ve hızı mevsime bağlı olabileceğinden balon farklı yönlere sürüklenebilir ve sonuçlar mevsim değişimlerinden etkilenebilir. c) Radiosonde istasyonları seçilen aday dağlardan en az 100 km kadar uzak olduğu için o dağların üzerindeki atmosfer katmanını temsil etmeyebilir. Bu etkilerden ilk ikisini daha iyi anlıyabilmek için İzmir ve Isparta istasyonlarında 6000 m’ye kadar gece ve gündüz radiosonde gözlemlerinden 1982 yılında rüzgar yön dağılımı incelendi. Isparta bölgesinde 2000 m’de rüzgar yönü mevsimle değişmezken İzmir bölgesinde hem gece hem gündüz ilkbahar-yaz aylarında kuzeydoğu, sonbahar kış aylarında güneybatı rüzgarlarının hakim olduğu görüldü.
4. Aday Dağların Seçimi
En iyi optik gözlemevi yerinin hangi iklim koşullarında hangi coğrafi bölgelerde, hangi yükseklikteki dağlarda ve nasıl bir topografyaya sahip çevrede olduğu konusunda kesin ölçütler yoktur. Konunun uzmanları arasında da fikir ayrılıkları vardır. Walker’a (15) göre Dünya üzerinde en iyi bölgeler anakaraların okyanuslara bakan batı kıyılarıdır. Kara ikliminde 3000 m yükseklikteki bir dağda gecelerin ancak %20’sinde ortalama görüş 1”.0 den küçük olduğu halde okyanuslardaki adalarda örneğin Kanarya adalarında aynı yükseklikteki bir dağda gecelerin %40’ında görüş 1”0 den küçük olabilmektedir. Kimi uzmanlar böyle bir karadeniz ayrımının kanıtlanmadığı kanısındadırlar (9,16). Ayrıca atmosfer çalkantılarının radiosonde ölçümlerinde elde edilen atmosferik görüş diğerlerine göre 4000 m’ninüsütünde okyanus ve anakara dağları arasında fark kalmadığı görülmektedir (9,17). Walker’in görüş ölçümleri bu sonucu desteklemektedir (15). Dönüş katmanı oluş sıklığı yüksekliği açısından da 4000 m’nin üstünde Türkiye’de kıyı ve kara içi dağları arasında bir fark olmadığı daha önce (Şekil 4) gösterilmiştir. Ancak ülkemizden en azından bugünkü koşullarda bu yüksekliğe ulaşmak imkansız görünmektedir. Aslında yüksekliği ne olursa olsun gözlemevi yeri olarak kara iklimine sahip dağlar hakkında gözlemsel bilgi, çoğunluğu kıyılarda ya da adalarda bulunan büyük gözlemevleriyle karşılaştırılamayacak kadar azdır.
Bu bilgilere ve değerlendirilen meteoroloji koşullarına dayanarak Akdeniz iklimi etkisi altında bölge ile kara ikliminin hüküm sürdüğü Güney Doğu Anadolu Bölgesi de ön incelemeye alınmıştır. Ön incelemesi yapılan tepelerin toplu bir listesi Tablo 2’de verilmiştir. Bu tepeler bizzat yerinde incelendikten ve çevreden gerekli bilgi toplandıktan sonra meteoroloji ve astronomi koşullarının yanında bölge içindeki topografik konumları, ulaşım, su, elektrik gibi altyapı koşulları ve ayrıca uluslararası işbirliği kolaylığı için bir hava alanına ve bir yerleşim merkezine yakınlığı bunların yanında hava ışık kirliliğinde ( şu anda ve gelecekte) uzaklığı gibi birçok faktör dikkate alınarak aralarında ulusal gözlemevi yeri için farklı bölgeleri temsil eden en uygun dört aday tepe seçilmiştir.
Meteoroloji ve astronomi koşulları ayrıntılı olarak incelenmek üzere seçilen dört tepe şunlardır. Kurdubaşı Tepesi (Yılanlı Dağı-Muğla), Bozdağ (Ödemiş), Bakırlıtepe (Beydağları-Antalya) ve Kurdubaşı Tepesi’nde gözlemlerin büyük kısmı da bu tarihten önce tamamlanmıştır. (TBAG607/B proje raporu)
GÖZLEMLERİN YAPILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ
1. Personel, Barınma ve Ulaşım
Meteoroloji ve astronomi koşullarını zamana bağlı olarak belirlemek için dağlarda kış ayları dışında sürekli gözlemci bulundurulmuştur. Dağların birbiri ile karşılaştırmak için aynı anda iki ayrı dağda gözlem yapılmıştır. Gözlemler kural olarak her dağda iki kişilik gözlemci ekibi tarafından yapılmıştır. Ekip Kurdu gözlem istasyonunda 15 günde bir, diğer üç dağda haftada bir değişmiştir. Gözlemciler astronomi alanında çalışan öğretim üye ve yardımcılarında ya da bu amaçla yetiştirilen en az lise mezunu elemanlardan oluşmuştur. (Bkz. Ek 1) Bakırlıtepe ve Bozdağ’da iki gözlemciden birisi maaşı TÜBİTAK tarafından ödenen kadrolu eleman, diğeri üniversitelerden görevle giden eleman olmuştur. Gözlemciler Kurdu’da Muğla Orman Bölge Müdürlüğü’nün yangın gözetleme binasında, Bozdağ ve Bakırlıtepe’de özel olarak yaptırdığımız alimunyum barakalarda Nemrutdağı’nda ise projenin üstü kapalı arabasında ve Kızılay’dan aldığımız çadırda barınmışlardır.Ulaşım için TÜBİTAK projeye iki arazi arabası tahsis etmiştir. Hem gözlem istasyonlarının kuruluşu sırasında hem de gözlemler süresince ulaşım Kurdu’da Muğla Orman Müdürlüğü’nün araçları ile, Bozdağ, Bakırlıtepe ve Nemrutdağında projelerin arabaları ile sağlanmıştır. Bozdağ ve Bakırlıtepe’de araba ancak dağın eteğine kadar yanaşabilmiştir. Doruğa her türlü malzeme, eşya (gözlem barakası elemanları, çimento, karyola, yatak v.b.)ve gözlemcilerin haftalık yiyecekleri, su ve tüpgaz Bozdağ’da atla, Bakırlıtepe insan sırtında taşınmıştır. Nemrutdağı’nda dağa turist götüren minübüs şirketlerinden yararlanılmıştır.
2.Gözlemler
İki ayrı dağda eşzamanlı gözlem yapmak amacıyla DMİGM den iki takım Meteoroloji aleti ve Grenwhich (İngiltere) gözlemevinden iki adet özel teleskop alınmıştır. Her meteoroloji takımı yerden standart yüksekliği kurulan siper içinde kuru termometre, ıslak termometre, maksimum ve minumum sıcaklık termometreleri, termograf ve higrograf ile barograf, barometre ve anemometreden oluşur. Meteoroloji aletleri gözlemler sırasında gerektiğinde en yakın meteoroloji kuruluşunda, gözlem mevsimi sonunda Ankara’ya da İzmir’de meteoroloji uzmanlarınca denetlenmiş ve yeniden kalibre edilmişlerdir. Yapılan gözlemler sürekli yazıcılar olan termograf, higrograf ve barograf kayıtlarıyla saatlik bulutluluk, geceleri ayrıca saatlik astronımik görüş, rüzgar yönü ve hızı gözlemleri ve ek olarak her gün yerel saat 07,14 ve 21’de alınan standart klimatoloji gözlemlerdir. Bozdağ istasyonu, doruğun kayalık olması nedeni ile doruktan 50m aşağıya kurulmuştur. Ancak doruktaki rüzgar durumunu belirlemek için doruğa ikinci bir anometre dikilmiş ve yerel saat 07,14 ve 21’de rüzgar hızı yönü burada da ölçülmüştür. Dört gözlem istasyonunda gözlem süreleri Şekil 5’de gösterilmiştir. Kış aylarında gözlem yapılmamıştır. Fakat Kurdu’da yangın gözcüleri tarafından kış aylarında sürekli yazıcıların (termograf, higrograf) kağıtların değiştirilmesi sağlanmış, indirgemeler sonradan yapılmıştır. Bakırlıtepe’den kuşuçuşu 1.5 km uzakta ve 600 m aşağıda bulunan Saklıkent’e önerimiz üzerine Antalya meteoroloji Müdürlüğü bir meteoroloji parkı kurmuştur. Parka 1984-85 kışı için Bakırlıtepe’deki aletler konmuş, daha sonra müdürlük kendi aletlerini yerleştirmiş ve klimatoloji gözlemleri yaz ayları dahil proje bitimine (Nisan 1986) kadar sürdürülmüştür. Bu gözlemler Meteoroloji Müdürlüğü’nce eğitilen bir kişi tarafından yapılmıştır. Bakırlıtepe’de kış aylarında meteoroloji koşulları için bu gözlemlerden yararlanılmıştır. Yükseklik (ve uzaklık) farkı nedeniyle sıcaklık ve rüzgar ölçümleri tepekinden farklı olacaktır ancak nispi nem ve bulutluluk tepe için birer üst sınır olarak kullanılmıştır.
Yapılan gözlemler ve değerlendirme işlemleri aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır :
Bulutluluk. Bulutluluk oranı tam kapalı gökyüzü için 10, tam açık gökyüzü için 0 olacak şekilde kaydedilmiştir. Bakırlıtepe ve Nemrutdağı’nda bulutluluk gözlemleri azimut etkisini ortaya koyacak şekilde sürdürülmüş ancak sonuçta böyle bir etki görülmemiştir. Genelde gözlemcilerin uyku zamanı gündüz olduğu için bulutluluk gözlemlerinde aksamalar olmuştur. Ancak yerel saat 07, 14 ve 21’de yapılan gözlemlerin ortalaması ile saatlik gözlemlerin ortalaması karşılaştırıldı ve bir sistematik fark olmadığı görüldü. Bu nedenle gündüz bulutluluk istatistiğinde noksan olan saatlik gözlemler, 07, 14 ve 21 gözlemlerinin ortalamaları ile tamamlanmıştır.
Ayrıca Saklıkent’te kış aylarında gece ve gündüz ortalama bulutluluğu belirlemek için yerel saat 07, 14 ve 21’deki gözlemlere ek olarak belli aralıklarla bulutluluk gözlemleri yapılmış, bu iki buçuk ay kadar sürmüştür.Elde edilen gece ortalama bulutluluk oranı ile saat 21’deki bulutluluk oranının karşılaştırılması, Saklıkent’te dolayısıyla Bakırlıtepe’de kış aylarındaki gece bulutluluk oranını belirleme olanağı sağlanmıştır.
Sıcaklık. Sıcaklık ölçümleri hem sürekli yazıcı (termograf) dan hem de termometrelerden okunmuştur. Ancak günün en büyük (Tmax) ve en küçük (Tmin) sıcaklıklarını ölçen maksimum ve minumum termometrelerin okunmasında sık sık hata yapıldığı görüldüğü için “klimatolojik defter” lere işlenen bu değerler burada kullanılmayacaktır. Onların yerine yerel saat 07, 14 ve 21’de kuru termometreden okunan sıcaklıklar yardımı ile termograf kayıtları (gerekli ise) kuru termometreye indirgenmiţ ve Tmin ve Tmax termograf kayıtlarından okunmuştur. Termograf 0.1 ˚C (ya da bunun birkaç katı) mertebesindeki sıcaklık değişimlerine pek duyarlı olmadığından bu şekilde okunan Tmax ve Tmin değerlerine günün en büyük ve en küçük sıcaklıkları olarak değil, ortalama Tmax ve ortalama Tmin değerleri olarak bakılmalıdır.
Nispi nem. Nispi nem ölçümleri de sıcaklık gibi hem sürekli yazıcı (hidrograf) ile kaydedilmiş hemde yerel saat 07, 14 ve 21’de yapılan standart klimatoloji gözlemlerinden hesaplanmıştır. Ancak bu şekilde hesaplanan nispi nem ile hidrografdan okunan nispi nem arasındaki uuym istenen düzeyde değildir, hesaplanan nispi nem çoğunlukla daha büyük çıkmaktadır. Buhar basıncından hesaplanan nispi nemin sistematik olarak büyük çıkması ıslak termometrenin hatalı okunuşuna bağlanabilir. Dağların karşılaştırılmasında higrograf değerleri kullanılmıştır.
Rüzgar. Rüzgar yönü ve hızı yerel saat 07, 14 ve 21 gözlemlerine ek olarak gece görüş gözlemleriyle birlikte her saat ölçülmüştür. Hız Nemrutdağı’nda 2 m, diğer tepelerde 4 m yükseklikteki anemometreden okunmuş ve hepsi 10 m standart yüksekliğe indirgenmiştir.
Astronomik görüş. Astronomik görüş gözlemleri Greenwhich Gözlemevi’nde ödünç alınan 15 cm objektif çaplı ve odak uzaklığı 187 cm olan iki özel teleskopla yapılmıştır. Bu gözlemlerde Walker ve arkadaşları (18-20) tarafından standartlaştırılan ve elektrik enerjisine gereksinimi olmayan kutup yıldızı izi yöntemi uygulanmıştır. Çok sayıda gözlemevi yer seçimi çalışmalarında ve mevcu gözlemevlerinde astronomik görüş bu yöntemle ölçülmüştür (15, 19-23). Ölçüm için kutupyıldızının seçilmiş olmasındaki neden bu yıldızın yılın her günü ve saatinde aşağı yukarı aynı Zenit uzaklığını korumasındandır. Gözlem yapılan her dağda teleskop objektifinin yerden yüksekliği 2,5 m olacak şekilde ve kutup yıldızının yüksekliğine uygun eğimde bir pilye yapılmış ve teleskop bu pilye üzerinde yerleştirilmiştir. Teleskobun oküler ucuna bir fotoğraf makinası bağlanmıştır. Fotoğraf makinasının odak düzlemindeki 35 mm’lik film üzerinde ölçek 15’5/mm dir. Kutup yıldızı, görüş alanının ortasına ayarlandıktan sonra günlük hareketle kaymaya bırakılmıştır. 15 dakikalık poz süresi, yıldızın film üzerinde 15 mm uzunlukta bir iz oluşturmasına yetmektedir. Bu izin kalınlığı ve içindeki yoğunluk dağılımı atmosferik bir görüşün ölçüsüdür. Bu izler, Lick (ABD) Gözlemevi’nde Prof.M.F. Walker tarafından sağlanan standart izlerle karşılaştırılarak atmosferik görüş belirlenmiştir.
Aday dağlarda görüşü zamana bağlı olarak belirlemek için kutup yıldızının saate bir 15 dakika poz süreli izi çekilmiştir. Nispi nem %90’ı rüzgar hızı da saate 80 km yi aştığı zaman görüş gözlemi yapılmamıştır. 25 Mayıs 1983’e kadar ORWO-22 filmi, bu tarihten sonra ise Walker’in önerdiği Kodak Panatomic-X filmi kullanılmış, filmlerin banyo edilmesinde ve değerlendirilmesinde Walker önerilerine uyulmuştur.
Açık gecelerde saatte bir elde edilen bu kutup yıldızı izleri, büyütmesi 9 olan bir göz merceği altında tek tek standart izlerle karşılaştırılmış ve görüş belirlenmiştir. Bugune kadar bu yöntemle birçok ülkede yapılan yer seçimi çalışmalarının bildiğimiz kadarıyla tümünde filimlerin banyosu ve görüş ölçümleri, yöntemi standartlaştıran Prof. Walker’in kendisi tarafından yapılmıştır. Walker’in ölçütlerine uygunluğu denetlemek ve böylece seçilecek gözlemevi yerinin dünyanın diğer gözlemevi yerleri ile karşılaştırabilmek için Walker’a kutup yıldızı izlerinden ölçmekte güçlük çektiklerimiz dahil-örnekler gönderilmiş ve tavsiyeleri sorulmuştur. ORWO 22 filimlerindeki görüntü yoğunluk dağılımları standartların yoğunlukları ile tam uyuşmadığı için tek tek açı saniyesi değeri verilememiş, ancak görüntü aralığı belirlenebilmiştir.
Eşzamanlı görüş gözlemlerinden teleskop veya fotoğraf makinasını aynı koşullarda değişimli olarak kullanmak suretiyle kontrol edilmiştir. Sonuçta boşlanabilecek yanılgıları içinde iki teleskobun ve iki fotoğraf makinasının tamamen birbirinin eşdeğeri olduğu, siatematik bir gözlem yanılgısına neden olmadıkları görülmüştür.
Görüş gözlemlerini olumsuz yönde etkileyebilecek bir başka etken çok sayıda gözlemcinin katıldığı gözlemlerde olası odaklama yanılgısıdır. Kötü görüşün odaklama yanılgısıdır. Kötü görüşün odaklama yanılgısından kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirleyebilmek için değişik odaklarda çekilen ve banyo süreleri farklı olan filmler üzerinde ölçüm denemelri yapılmış ve bu bilgi değerlendirmelerde kullanılmıştır. Ölçüm sırasında odaklama yanılgısı ile çok sık olmamakla beraber en çok, görüşün iyi (1”.0) olduğu gecelerde çekilen filmlerde karşılaşılmıştır. Görüş kötü olduğu zaman odaklama yanılgısı (eğer çok büyük değilse) seçilecek kadar etkili olmamaktadır.
Değerlendirmeler sırasında Lick standartları ile bulunan görüş değerlerinin görüntü genişlikleri ile desteklenmesi ve bir yerde denetlenmesi düşünüldü. Ne var ki ölçülen görüntü genişliklerinin Lick standartları ile bulunan görüşlerle karşılaştırılmasından görüntü genişliğinin tutarlı ölçüt olamıyacağı anlaşıldı:a) Kırınım sınuırında yani küçük açı saniyelerinde görüntü çapı görüşe duyarlı değil, b) Büyük açı saniyelerinde görüntü çapının görüşe bağlılığı-filmin ışığa duyarlılığı logaritmik olduğu için-lineer değil. Gerçek bağıntı banyo süresine, atmosfer geçirgenliğine, filmin yapılış tarihine hatta ilgili film makarasınabağlı olduğu için ayrı ayrı kalibre edilmelidir. Bu ise yine standartları kullanmak anlamına geldiği için görüntü çapı ölçümü sürdürülmemiştir.
Değerlendirmeler sonunda tüm gözlem saatleri ve geceleri aşağıdaki kriterlere göre sınıflandırılmıştır.
Karanlık Süre. Akşam astronomik tan’ın bitimi ile sabah astronomik tan’ın başlangıcı arasındaki zaman aralığı. Karanlık saat, bu süre içinde bir saatlik zaman aralığıdır.
Fotometrik saat. Bulutluk oranı ≤2, rüzgar hızı < 20 ms-1, nispi nem < %90, görüş ≤ 5” olan karanlık saat.
Spektroskopik saat. Bulutluluk oranı ≤5 rüzgar hızı < 20 ms-1 , nispi nem < %90 olan karanlık saat.
Yaramaz saat. Fotometrik ya da spektroskopik olmayan saat
Böyle tanımlarda görsel başucu atmosfer sönümlemesinin fotometrik saat için 0,3 kadirden küçük, spektroskopik saat için 0,5 kadirden küçük olması koşulu konmaktadır (22), sönümleme gözlemi yapılmamışsa, sınıflama için diğer gözlemlerden yararlanılmaktadır. Bu çalışmamızda sönümleme gözlemi yapılmamıştır.Her ne kadar sönümleme ile görüş arasında doğrudan bir ilişki yoksa da daha sonra görüleceği gibi Nemrutdağı’nda görüş kötü iken görüntü de sönük olmuştur. Genellikle uygulamada fotometrik gözlemler için en iyi görüş tercih edildiği de bir gerçektir. Bu nedenle gece sınıflamasında, ölçülmüşse görüş de kullanılmıştır.
Fotometrik gece. Birbirini takip eden dört ya da daha çok fotometrik saati olan gece.
Spektroskopik gece. Birbirini takip eden iki yada daha çok spektroskopik saat ya da bir spektroskopik ardından bir fototometrik saat olan gece.
Yaramaz gece. Fotometrik ya da sektroskopik olmayan gece
GÖZLEM SONUÇLARI
Önceki bölümde açıklanan tüm ölçümlerin günlük ve karanlık süre içindeki ortalamaları ay ay tablolara aktarılmış ve aylık ortalamalar bulunmuştur. Orijinal kayıtlar A.Ü. Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nde, günlük ve karanlık süre ortalamaları TÜBİTAK’a sunulan proje kesin raporundadır. Bu bölümde açık gece sayısı, astronomik görüş, sıcaklık, nem, rüzgar hızı ve yönü gibi büyüklüklere ilişkin aylık ortalamaların, yıllık değişimi, sıklık dağılımları ve aralarındaki ilişkiler (mümkün olduğu kadar sözlü açıklama gerektirmeyecek biçimde) gözlem yapılan her istasyon için ayrı ayrı tablo ve grafikler halinde verilmiţtir. Nemrut dağında gözlem süresi kısa olduğu için yalnız sıklık dağılımları şekil olarak verilmşitir.
Her aday dağdaki gece gözlem koşulları Tablo3, 8, 14 ve 21’de toplanmıştır. Her takvim ay’ı başlığı altında birinci satır o ay içindeki toplam karanlık süre, yani iki astronomi tanı aralığında kalan süredir. Diğer satırlarda birinci sutunda açıklanan kemiyetin sayı değeri ve toplam içindeki yüzdesi verilmiştir. Örneğin Kurdu’da Nisan ayı içinde toplam karanlık süre 235,1 saattir. 1983 yılında bunun 95,9 saati yani yüzde 41’inde bulutluluk gözlemi yapılmıştır. 95,9 saatin 33.,8 saatinde yani %35’inde gök tamamen açıktır. Yine 1983 yılı Nisan ayında 15 gecenin gözleme elverişliliği değerlendirilmiş bunun 4 gecesi fotometrik, 2 gecesi spektroskopik, 9 gecesi de kullanılmaz gece olarak belirlenmiştir. Yani bu Nisan ayında gecelerin %27’si fotometrik, %13’ü spektroskopik, %60’ıda yaramazdır. Son sütunda her satırın toplamı ve ilgili yüzdesi veri Bulutluluk oranı belli aralıkta olan gecelerin sayısı ve yüzdesi her ay ve yıl için Tablo 4, 9, 15 ve 22’de verilmiştir. Şekil 6, 7, 18, 19, 31, 32, 43 ve 44’de karanlık süre içinde açık sürenin aylara ve yıllara göre değişimi görülmektedir. Gecelerin açıklık yüzdesi (Şek.7) Ağustos’dan sonra, Kurdu’da olduğu gibi, azalsa bile geceler daha uzun olduğu için gözleme uygun karanlık saat süresi Kasıma kadar artmaktadır.
Fotometrik spektroskopik ve yaramaz gecelerin aylara göre dağılımı gözlem yapılan yıllar için ayrı ayrı Şekil 8’de gösterilmiştir. Nem bilgisi Tablo 5, 10, 16 ve 23’de verilmiştir. Üçüncü sütun ilgili ay içinde nem ölçülen gece sayısıdır. N, karanlık süre içinde aylık ortalama nispi nem N ise o ay içinde nispi nemin bir gecedeki ortalama genliğidir. NF ve ∆NF ise fotometrik geceler için ortalama nispi nem ve ortalama genliktir. Tablo 5, 10, 16 ve 23’den görüleceği gibi genellikle NF < N’dir, bu kısmen fotometrik gecenin tanımından kaynaklanmaktadır. ∆NF ile N arasında sezilebilen bir fark yoktur. Ay içinde ortalama nemli belli aralıkta olan gecelerin sayısı son dört sutunda gösterilmiştir. Şekil 9, 10, 21, 22, 34, 35 ve 46’da nem bilgisi grafik olarak da gösterilmiştir.
Tablo 6, 11, 17 ve 24’de sıcaklık bilgisi verilmiştir. Karanlık süre içinde aylık gece ortalama sıcaklık üçüncü sutundadır. ∆T1 ve ∆T2 karanlık süre içinde gece yarısından önce ve sonraki sıcaklık düşmesi, dT/dt ise gecelik ortalama sıcaklık eğimidir. Ay içinde günlük ortalama en büyük ve en küçük sıcaklık son iki sutundadır. Şekil 11, 23, ve 36’da aylara göre değişim gösterilmiştir. Şekil 23’te Ağustos ayında görülen sıcaklık düşmesinin Bozdağ’a özgü olmadığı Bakırlıtepe ile karşılaştırılmasından anlaşılmıştır. Bozdağ’da Ağustos ayında yalnız 1984 yılı gözlemi vardır. Aynı yıl Bakırlıtepe’deki Ağustos sıcaklığı da düşüktür. Bu Türkiye’yi ya da ülkenin, bu dağları kapsayan büyük bölümünü etkileyen genel meteoroloji olayı olmalıdır.
Tablo 7, 12, 18 ve 25’de ortalama görüşü sütunların başında belirtilen aralıkta olan gecelerin sayısı verilmiştir. Ay içinde görüşü ölçülen gece sayısı son sütundadır. Kurdu’da görüş gözlemleri 25 Mayıs 1983’e kadar ORWO filimlerinden ölçüldüğü için 1983 Mayıs ayı 1982 yılına katılmıştır. Tablo 7, 12, 18 ve 25’de ayrıca saatlik görüş gözlemlerinin yıllık dağılımı da verilmiştir. Buna göre örneğin Bozdağ’da (Tablo 12) 1983 yılında toplam 317 kere (saat) görüş ölçülmüştür, bunun %3’ü 0”.8 den küçük %27’si 0”9 ile 1.”0 arasında, %21’i 1”.1 ile 1”5 arasındadır, vb. Kurdu, Bozdağ ve Bakırlıtepe için Şekil 12, 24 ve 37’de bu saatlik görüş gözlemlerinin birikimi sıklık dağılımı+ görülmektedir. Her yıl ortanca görüş yani birikimli toplamın %50’sine karşılık gelen görüş işaretlenmiştir. Şekil 13, 25 ve 38’de ortalama görüşün birikimli sıklık dağılımı yani ortalama görüşü verilen değerden küçük olan gecelerin sayısı noktalanmıştır. Nemrutdağı görüţ gözlemleri Ţekil 43’de verilmiştir.
Şekil 14, 26, 39 ve 44’de karanlık süre içinde sıcaklık düşmesi DT belli değerden küçük olan fotometrik gecelerin sayısı noktalanmıştır. DT=0’a karşılık gelen sıklık sıcaklık artışı olan gecelerin yüzdesidir. Şekil 13,25, ve 38 ile Şekil 14, 26,39 ve 44'un karşılaştırılmasından astronomik görüşün gece sıcaklık düşmesine çok bağlı olduğu, ortalama sıcaklık düşmesine çok bağlı olduğu , ortalama sıcaklık düşmesi küçük olan yıl için ortalama görüşün de küçük olduğu açıkça görülmektedir.
Kurdu, Bozdağ ve Bakırlıtepede rüzgarın verilen doğrultudaki esme yüzdesi ikişer aylık olarak Şekil 15, 27 ve 40’da gece ortalama hızının aylara göre değişimi Şekil 16, 28 ve 41’de noktalanmıştır. Ortalama rüzgar hızı dağılımı ise Şekil 17, 29 ve 42’de gösterilmştir. Nemrutdağı için rüzgarın esme yönü Şekil 45’de, hız dağılımı şekil 46’da verilmiştir. (Kurdu’da (Şek. 15) NE olarak görülen baskın rüzgar yönünün önemli bir kesrinin NNE olduğu burada belirtilmelidir.).
Şekil 28’de Bozdağ’ın doruğunda (İstasyon yaklaşık 50 m daha yukarıda) ölçülen ortalama rüzgar hızları da noktalanmıştır. Doruktaki rüzgar yönü dağılımı ise, esas gözlem istasyonuyla yapılan ölçümlerle birlikte Şekil 30’da gösterilmiştir. Görüleceği gibi dorukta rüzgar çoğunlukta Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında kuzeyden, Eylül-Ekim aylarında güneyden esmektedir. Doğudan esen rüzgarı (varsa) yakındaki Çatalsivri tepesi kesmektedir. Esas istasyonda ise Kuzey rüzgarı doruğun kendisi tarafından engellenmekte ve bunun” kalıntısı” kuzeybatı, batıve doğu yönlerinden esmektedir. (Şekil 27 ile karşılaştırınız). Bu olayın Bozdağ’da astronomik görüşü olumsuz etkileyeceği ve görüşün rüzgar yönüne bağlı olabileceği düşünülebilir. Rüzgarın her esme doğrultusundaki görüş dağılımı Tablo 13’de verilmiştir. Her ne kadar ortalama görüşte rüzgar esme yönünde olduğu gibi mevsime bağlılık sezilmekte ise de Tablo 13’de mevsim (ya da ay) ayrımı yapılmamıştır. Çünkü rüzgar yönü ve hızı, gece sıcaklık düşmesi, nispi nem gibi birçok parametreye bağlı olan görüş ölçümlerinde bu etkileri ayırmak kolay değildir, özellikle istatistik yeterli değilse. Tablo 13’den görüleceği gibi rüzgar batı ve kuzeybatıdan estiği zaman görüş daha iyi, kuzey, kuzeydoğu ve doğudan estiği zaman oldukça kötüdür.
Bakırlıtepe’de rüzgar yönüne ve hızına göre görüş dağılımı Tablo 19 ve 20’de verilmiştir. Rüzgar hızına bağlılık sezilmekte ise de etki küçüktür ancak rüzgar yönüne ilginç bağlılık görülmektedir. Batı ve kuzeybatıdan esen rüzgar, görüşü olumsuz etkilemektedir. Bu doğrultuda Bey Dağları vardır. Bey Dağları Bakırlıtepe’den bakılınca kuzeyden güneybatıya doğru uzanmaktadır. Bakırlıtepe’ye kuşuçuşu uzaklığı en yakın batı doğrultusunda 10 km. kadardır. O doğrultudan gelen hava akımları Bey dağları tarafından tedirgin edilmekte Bakırlıtepe’deki görüşü etkilemektedir. Etkinin büyüklüğü Tablo 19’dan görüldüğü gibi açıkça yönlü ve dolayısıyla uzaklıkla değişmektedir. Rüzgarın olumsuz etkisi en çok Nemrutdağı’nda görülmektedir. Orda baskın esme yönü kuzeydir. Rüzgar yönü görüşü etkilese bile esas etkileyen rüzgar hızıdr. Bu Tablo 26’da açıkça görülmektedir.
ADAY DAĞLARIN KARŞILAŞTIRILMASI
Aday dağlara ait gözlem sonuçları bölüm 6’da aylık ve yıllık olarak ayrı ayrı verilmiştir. Bu bölümde (ayrı tutulması zorunlu olmadıkça) yıllar birleştirilecek ve aday dağların karşılaştırılması aylar üzerinden yapılacaktır. Ortalama özellikler ve sıklık dağılımlar için yalnız Mayıs-Ekim arası gözönünde tutulacaktır (Şekil 5). Kasım ayı ancak Kurdu ile Bozdağ arsında seçim yapmak gerekirse kullanılacaktır. Nemrutdağı’nda (7 Temmuz- 7 Eylül arası) yapılan gözlemlerin diğer dağlarda Mayıs-Ekim altı aylık gözlemlerle karşılaştırılması elbette yeterli değildir. Eğer böyle bir karşılaştırma menrutdağı aleyhine sonuç verirse karşılaştırma ilgili aylara indirgenecektir.
1.Gece Açıklığı ve diğer meteroloji gözlemleri Bkz. Tablo 3,8 14 ve 21) olan karanlık sürenin Kurdu’da %90’ı, Bozdağ’da %63’ü, Bakırlıtepe’de %94’ü ve Nemrutdağı’nda %96’sı açıktır. Bir başka deyişle Temmuz ayında Kurdu’da 165 saat, Bozdağ’da 113 saat Bakırlıtepe’de 177 saat, Nemrutdağı’nda 172 saat açık gece zamanı vardır. Açıklık yüzdeleri ayrıca Şekil 47’de karşılaştırılmaktadır. Bakırlıtepe’de Mayıs ayı Şekil 47’de görüldüğü kadar kötü değildir. Tablo 27 (ve Şekil 47) de verilen açıklık yüzdesi Bakırlıtepe’de 22-31 Mayıs (1985) arasındaki gözlemlerden elde edilmiştir. 1-22 Mayıs arasında Saklıkent’te yapılan gece ortalama bulutluluk gözlemleri de hesaba katılırsa Bakırlıtepe’de Mayıs ayı açıklığı % 40 yöresinde olmaktadır. (Bkz. Şekil 49 ve 51). Her dağ için fotometrik, spektroskopik ve yaramaz gecelerin sayısı yüzde olarak Tablo 28’de verilmiştir. (Gecelerin bulutluluk oranına göre Tablo 27’de karanlık sürenin açıklık yüzdesi ile saat olarak toplam açık süre her ay için ayrı ayrı verilmiştir. Burada açık süre göğün bulutluluk oranının %20’nin altında olduğu zaman süresi olarak tanımlanmıştır. Buna göre Temmuz ayında toplam 183 dağılımı için Bkz. Bölüm 6, Tablo 4, 9, 15 ve 22), Fotometrik gecelerin yüzdeleri 48’de noktalanmıştır. Görüleceği gibi Bakırlıtepe gece açıklığı bakımından (şekil 47) Kurdu ve Bozdağ’dan, fotometrik gece sayısı(Şekil 48) bakımından her üçünden de üstündür. Bu üstünlüğün Şekil 49, 50 ve 51’e göre kış aylarında da sürdüğü söylenebilir. Şekil 49’de Aralık 1984-Mart 1986 arasındadır. (Her ay içideki gün sayısı 30 güne indirgenmiştir). Yerel saat 21 yaz aylarında akşama, kış aylarında geceye rastlamaktadır. Görüleceği gibi kış ve ilkbahar aylarında saat 21’de gecelerin en az %40’ı ortalama olarak %60 açıktır. Şekil 50’den bu yargının bütün gece için de geçerli olduğu sonucu çıkarılabilir. Şekil 50’de Aralık 1984 ve Ocak 1985 aylarında gece saatlik gözlemler- Şekil 29. Bozdağda ortalam rüzgar hızı verilen aralıkta olan gece sayısı, % a) 1983 yılı, b) 1984 yılıNot: Birinci sütunlar açık yüzdeleri, ikinci sütunlar saat olarak toplam açık süreleri göstermektedir.
Görüleceği gibi saat 21'de gece açıksa (BO ≤2) ya tüm gece açık kalmakta ya da en olumsuz durumda spektroskopik geceye (BO ≤ 5) dönüşmektedir. Saat 21 'de kapalı (BO 8) gece, daha sonra parçalı bulutlu ( ve spektroskopik ) geceye dönüşme eğilimindedir.
Bakırlıtepe'nin kış aylarındaki üstünlüğünü belki de en iyi "yaramaz"(Y) diye sınıflandırılan geceler verilecektir. Şekil 51'de Bakrılıtepe ve Kurdu'da yaramaz diye sınıflandırılan gece sayısı (Tablo 7) noktalanmıştır. ( Bakırlıtepe'de Mayıs ayında yalnız 9 gece gözlem yapılmış;fakat Saklıkent gözlemleri de kullanılarak tüm ay değerlendirilmiş ve Şekil 51'e öyle noktalanmıştır. )Aynı şekle Saklıkent'te Aralık 1984-Mayıs 1985 arasında yerel saat 21'de bulutluluk ve nispi nem gözlemlerine göre yaramaz olan gece sayısı ile Mayıs 1985-Mart 1986 arasında yerel saat 21'de bulutlu (BO 8) olan gece sayısı da noktalanmıştır.Şekil 51'e Kurdu 'da kış aylarında yalnız nispi nem nedeniyle Y sınıfı olan gecelrin sayısı da işaretlenmiştir. Bakırlıtepe'nin üstünlüğü Şekil 51'de açıkça görülmektedir.Bakırlıtepe'de saat 21'den sonra gecelerin açılma eğiliminde olduğu , Kurdu'da bulutluluk da hesaba katılınca Y sınıfı gece sayısının artacağı da hesaba katılırsa gerçek farkın daha fazla olacağı kesindir. Bu sonuçlara dayanarak Bakırlıtepe'nin kış aylarında Bozdağ'dan da üstün olacağı sonucunu çıkarmak yanlış olmaz.
Nemrutdağı için gece açıklığı hakkında kesin bir şey söylemek zordur. Fotometrik gece sayısı bakımından Kurdu.'nunda altında kaldığı Şekil 48'den görülmektedir. Bunun nedeni gecelerin Nemrut'ta daha bulutlu oluşu değil, rüzgarlı oluşudur. Gözlem yapmadan bu durumun diğer aylarda da sürdüğü kesin olarak söylenemez. Ancak yıllık yağış ve bulutluluk değerlerine göre kış aylarında Adıyaman'ın Antalya.'dan çok iyi olması beklenemez. Üstelik bu değerler meteroloji istasyonlarının bulunduğu şehir yüksekliği için geçerlidir. Yükseğe çıkıldıkça, durum Antalya bölgesi (örneğin Bakırlıtepe) lehine gelişmelidir, çünkü sıcaklık dönüş katmanı oluşması ve denizden gelen su buharının yükselmesi Bey Dağları'nın önlemesi bulut örtüsü yüksekliğini düşük tutmaktadır.(Antalya:'da gündüz bulutlu iken Bakırlıtepe'de gece havanın açık olabildiği Bakırlıtepe'deki gözlemlerden bilinebilmektedir.) Aralık 1984 Mart- 1986 arasındaki gözlemlere göre Saklıkent'te en yağışlı aylar Aralık, Ocak ve Şubat aylarıdır.. Yağışlı gün sayısı (gece dahil) hiç birinde ayda 10 günü geçmemektedir.
Rüzgar hızı, nispi nem, sıcaklık gibi diğer meteroloji bilgileri Tablo 29 ve 30'da verilmiştir. Bozdağ doruğunda 1984 yılında ölçülen gece rüzgar hızı ortalamaları Tablo 29'da parantez Tablo 30 ve 31 'e göre bu açıdan Bozdağ en iyi durumdadır. Bu Şekil 55'dan da açıkça görülmektedir.
Görüş gözlemleri
Açık gece sayısından sonra ikinci önemli -kimine göre en önemli -parametre astronomik görüştür. Ortalama görüşü verilen değerden küçük olan gecelerin yüzde olarak sayısı Tablo 32'da verilmiştir. Bireysel yani saatte bir yapılan görüş gözlemlerinin sıklık dağılımı Tablo 33'dedir. Bu dağılımlar grafik olarak Şekil 56 ve 57 'de gösterilmiştir. Karşılaştırmanın aynı zaman aralığını kapsaması için yalnız Mayıs-Ekim arasındaki gözlemler kullanılmışıtr.(Bkz. Şekil 5). Bakırlıtepe 'nin genel üstünlüğü burada da açıkça görülmektedir. Görüş dağılımları arasında göze çarpan farklar üzerinde kısaca durmakta yarar vardır.
i)Ortalama görüşü 0."85'den küçük olan gecelerin sayısı açısından , Nemrutdağı'nın üstün olduğu görülmektedir. Bu üstünlük Nemrutdağı'nda gözlemlerin yalnız yaz aylarını kapsamasından değildir, eşzamanlı gözlemler karşılaştırılınca da sürmektedir. Bakırlıtepe'de 1985 yılı Temmuz- Ağustos ve Eylül aylarındaki saatlik görüş gözlemlerinin sıklık dağılımı Tablo 33'nin son satırında verilmiştir. Görüleceği gibi zamanın küçük bir kesirinde, rüzgar hızı çok düşükken Nemrutdağı üstün büyük bir bölümünde ise ortalama görüş oldukça kötüdür. Nemrutdağı 'ndaki bu kötü görüşe yüksek rüzgar hızının neden olduğunu görmüştük. (Bkz. Tablo 26) Yüksek rüzgar hızlarında havadaki tozun hızla arttığı gözlenmiştir. Bu saçılmayı arttırdığı için hem görüş daha kötü olmakta hem de yıldız görüntüsü sönükleşmektedir. İncelenen filmlerde bu açıkça görülmüştür. Yüksek rüzgar hızının çevreden toz kaldırması arazi yapısına bağlı yerel bir olay olabilir. Çevrede örneğin Gördük Dağlarında "toz vermeyen", görüşün rüzgar hızına ve yönüne bağlı olmadığı bir tepe bulunabilir mi?Diğer mevsimlerde durum nasıldır Gözlem yapmadan kesin yargıya varılamaz. Ancak kış aylarında meterolojik koşulları daha ağır olduğuna ve yüksek rüzgardan daha büyük bir olasılıkla kaçınılamayacağına göre, görüş diğer aylarda iyi olsa bile durum Nemrutdağı(ve çevresi) lehinde gözükmüyor.
ii) Atmosferik görüşün gece sıcaklık düşmesi ile yakından ilişkili olduğunu"Gözlem Sonuçları" bölümünde görmüştük. Şekil 55 ' e göre en iyi görüşün Bozdağ'da olması beklenirken Bozdağ ,Kurdu'ndan da kötü durumdadır. Bunun nedeni dağın biçimi ve rüzgar esme yönü olmalıdır. Rüzgar kuzeyden estiği zaman Kırklar Tepesi'nin doğusundan ve batısından sarkmakta(Şekil 27) ve istasyonun kurulduğu yükseklikte (doruktan 50 m aşağıda) çalkantı oluşturmaktadır. Yerel çalkantıların dağ tepesinden 300 m daha yükseklere kadar gözlendiği (9) düşünülürse doruktaki görüşün de bundan etkileneceği söylenilebilir.Rüzgar güneyden estiği zaman görüşte bir iyileşme olmadığı Tablo 13'de görülmektedir. Dağın güney yakasının eğimi az olduğu için hava akımları dağı yalayıp doruğa aşabilmekte ,bu yerel görüş bozulmasına neden olmaktadır.
iii) Aday dağlar arasında ilginçtir ki denizden yüksekliği en az olan tepe Kurdu olduğu halde atmosferik görüş Bakırlıtepe'dekinden çok kötü değildir. Akdeniz'den gelen hava akımlarına doğrudan açık bir dağ olarak, Kurdu'ndaki bu sonuç üzerinde kısaca durmakta fayda vardır. Görüşü etkileyen meteroloji olayları incelendiğinde görülmüştür ki, yüksek nemin görüşü ktü etkilemesi gerekirken, Kurdu'da durum aşağıdaki gibidir.
Görüleceği gibi nem yüksekten statistik olarak görüş daha iyidir. Bu demektir ki hava doyma durumuna gelirken sıcaklık her yerde aynı olmakta ve dolayısıyla optik yolda kırılma indisi sapmaları en aza inmektedir. Ancak homojen sıcaklık istenen durum olmasına karşın yüksek nispi nem istenen bir özellik değildir. Nispi nemi %90 üstünde olan geceler "yaramaz" sınıfına giren gecelerdir. Çoğu zaman yüksek nispi nemle birlikte sis de oluşmaktadır: Sis nedeniyle görüş gözlemleri nin iptal edildiği gecelerdir. Sis nedeniyle görüş gözlemlerinin iptal edildiği gecelerin sayısı en yüksek Kurdu'dadır.( Tablo 34)
Yukarıda açıklanan sonuçlara dayanarak açık gece sayısı, görüş vs. parametrelerin her birinde dört dağ, birinci ile dördüncü arasında sıraya konmuştur.Bu sıralama Tablo 35'da gösterilmiştir. Sıralamaya dağın yüksekliği ve sıcaklık dönüş katmanı değerlendirmesi (Bkz. "Ön Çalışmalar" başlıklı Bölüme ) ayrı birer parametre katılmıştır. Çünkü aday dağlarda atmosfer sönümlemesi gözlemleri yapılmamıştır. Atmosfer sönümlemesinin yükseklikle azaldığı (24) ve dönüş katmanı üstünde atmosferin daha temiz olduğu bilinmektedir.Ölçüm yapılmadığı için gök parlaklığı bakımından da sayısal bir değerlendirme ve sıralama yapılmamıştır.Ancak dağlarda gözlemcilerin görsel değerlendirmelerine göre Bozdağ'dan atmosfer koşullarına bağlı olarak kuşucusu 90 km batıdaki İzmir ışıklarının nedeni olduğu gök aydınlanması görülebilmektedir. Bu Kurdu'da Muğla ışıkları için de söylenilebilir. Bozdağ'dan Ödemiş Ovası'ndaki ,Kurdu'dan Muğla Ovası 'ndaki , Nemrutdağı'ndan Adıyaman -Siverek Ovası'ndaki yerleşim merkezilerinin ışıkları doğrudan görülmektedir. Sözü edilen yerleşim merkezlerinin gök parlaklığını ne kadar etkiledikleri hakkında ölçüm yapılmadan birşey söylenemezse de bugünkü aydınlatma düzeyleri ile bu etkinin Bozdağ'da önemli , Bakırlıtepe ve Nemrut'ta önemsiz olduğu söylenebilir.
Tablo 35 'e göre Bakırlıtepe kesin üstünlüğe sahiptir. Bu Tabloda sözü edilmeyen fakat göz önünde bulundurulması gereken ikincil ölçütlerde de Bakırlıtepe üstündür. Yakında sosyal gereksinmelerin karşılanabileceği Saklıkent vardır. Çevrede sanayinin gelişmesi ya da Saklıkent'in şehirleşme olasılığı zayıftır. Yaz -kış açık tutulan yolu, elektriği ve suyu vardır. Saklıkent 'ten Bakırlıtepe'ye 3-4 km yol yapımı yeterli olacaktır.
Bakırlıtepe ve Saklıkent'te hemen hemen iki yılı kapsayan gözlemlerin yanında Nemrutdağı'nda iki aylık gözlemlere dayanarak Nemrutdağı ve çevresi hakkında olumsuz karar vermenin doğru olmayacağı düşünülebilir. Daha önce değinildiği gibi Nemrutdağı'nın "puanını" düşüren yüksek rüzgar hızı ve onun neden olduğu atmosferik tozdur. Nemrutdağı gece açıklığı bakımından gözlem yapılan aylarda Bakırlıtepe'ye en azından eşdeğerdir. (Tablo 27). Rüzgar hızı düşük iken astronomik görüş çok iyidir. (Tablo 26) O halde Nemrutdağı ve çevresinin optik gözlemevi yeri olarak seçilmesinde belirleyici parametre rüzgar hızı olmuştur diyebiliriz.
Eğer Nemrutdağı çevresinde ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yüzey rüzgar hızı düşük olan varsa burasının Bakırlıtepe ayarında bir gözlemevi yeri olabileceği söylenilebilir. Ancak tüm mevsimlerde gök açıklığı ve gecelerin astronomik niteliği en az Bakırlıtepe ayarında olmalıdır. Yerinde ve bütün mevsimleri kapsayan gözlem yapmadan kesin birşey söylenemez.Bugünkü durum ve varılan kararın uygunluğu aşağıda sıralanan maddelere göre değerlendirilmelidir.
ii) Zühtüktaş Tepesi'nin çevresinde Malatya köylerinin yaylası vardır. Yer seçimi gözlemlerinin yapıldığı 1985 yazında tepeden yaklaşık 400 m daha aşağıda bir düzlüğe turistik otel yapımı başlatıldı. Dolayısıyla Zühtüktaş Tepesi şimdiden elden çıkmıştır.
iii) Yüksek rüzgar hızı yaz aylarında Nemrutdağı çevresinde yerel bir olay değilse kış aylarında sürmesi beklenir çünkü meteroloji koşulları kış aylarında genellikle daha ağırdır.
v)DMİGM'nün Açık-Kapalı Günler Bülteni 1984'e göre kış (Kasım-Mart) aylarında kapalı gün sayısı Adıyaman'da Antalya'dan % 7 kadar çoktur. Bu gözlemler şehir merkezlerinde
NOT: Parantez içindeki sayılar, 36o enleme indirgenmiş sayılardır.
**: Kuzey etek
**: Güney etek
yapılan gözlemlerdir. Nemrutdağı (2200 m), ve Bakırlıtepe (2250 m) yükseklerinde aradaki fark Bakırlıtepe lehinde daha da artmalıdır.; çünkü " Ön Çalışmalar Bölümü" gördüğümüz gibi Bakırlıtepe'de gecelerin en az % 21'inde çökme ile dönüş katmanı (DK) oluşmaktadır. Güneydoğu Anadolu'da ise çökme DK oluşumu sıfıra yakındır. Bu da Zihtüktaş ve çevresinde bulut örtüsü yüksekliğinin fazla olması anlamına gelmektedir.
vi)Saklıkent 'te yapılan gözlemlere göre Bakırlıtepe'de kar örtülü gün sayısı yılda 2,5 ay kadardır. Halbuki karasal iklimde benzer yükseklikteki dağlarda bu sürenin daha uzun olduğu meterolojide bilinen bir gerçektir. Bu Güneydoğu Anadolu Dağları için geçerli olmalıdır.
vii) Yukarıda denildiği gibi gözlemevi yeri olarak düşünülen Zühtüktaş Tepesi şimdiden elden çıkmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Nemrutdağı çevresinde bugün için ulaşımı kolay altyapısı uygun başka dağ yoktur.
*: Yalnız bulutluluk ve nem göz önüne alınarak (Saklıkent)
J.P.Junipero Serra Kaliforniya Enlem 36o1(Kaynak 32)
BAK :Bakırlıtepe Enlem 36o.8 Bakırlıtepe'den kuşcusu 1 km uzaklıkta ve yaklaşık 600 m daha aşağıda.
Kutup yıldızı yöntemi ile çok sayıda gözlemevinin ve aday dağın Walker tarafından görüş ölçümleri yapılmıştır. Walker'in listesi (15) Tablo 36'da verilmiş ve sonuna Türkiye 'deki dağlar eklenmiştir. Bu tabloda ortalama görüş belli aralıklarda olan gecelerin yüzdesi verilmektedir. Parantez içindeki sayılar yıldızın görüntü çapı (Sec Z)1/2(Z=zenit uzaklığı)olduğu varsayılarak 36o enleme indirgenmiş sayılardır. Türkiye'de incelenen dağların enlemleri 36o komşuluğunda olduđu için bir düzeltme yapılmamıştır. Ortalama görüşü ≤ 1."0 olan gecelerin yüzdesi bir gözlemevi yerinin astronomik görüş bakımından niteliğinin (iyiliğinin) bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. ( Gerçek karşılaştırma içinde gecelerin açıklık yüzdeleri ve diğer etkenler hesaba katılmalıdır). Bu yüzdelerin dağın yüksekliğine göre değişimi ada ve kıyı dağları için Şekil 58'de kara içinde bulunan dağlar için Şekil 59'da gösterilmiştir. Walker 'dan (15) alınan bu şekillere Türkiye'deki dağlarda noktalanmıştır. Walker'a göre ada ve kıyı dağları en iyi görüşe sahiptirler. Ada ve kıyı dağlarının kimine göre bu kanıtlanmamış üstünlüğü okyanus üzerinde uzun yol alarak gelen düzgün serin havanın etkisine bağlanmaktadır. Türkiye'deki dağların Walker'ın bu ayrımına ters düştüğü söylenemez. Görüleceği gibi, Nemrutdağı dahil, hepsi Walker'in Karaiçi Dağları'ndan daha iyi görüşe sahiptirler. Nemrutdağı'nın Şekil 59'deki yeri , diğer meteroloji koşulları göze alınmak koşulu ile , Güneydoğu Anadolu'daki dağların gözlemevi yeri Bakırlıtepe ise Walker'in aynı yükseklikteki ada ve kıyı dağları kadar iyi görüşe sahip değildir.Buna birkaç neden gösterilebilir.
Tablo 36'daki gözlem yerlerinden Cerro Tololo(Şili) ve Junipero Serra (Kaliforniya) Büyük Okyanus'a açık kıyı dağlarında, diğerleri Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'da ada dağlarındadır. Bu okyanuslardaki kararlı antisiklon oluşumları adı geçen yerlerde hava kütlelerinin çökmesi ve sıcaklık dönüş katmanı (DK) oluşmasına neden olmaktadır.Şili ve Kaliforniya kıyılarında bu DK yükseklikleri çoğunlukla 1500 m'nin altında (15), Kanarya adalarında 2000'm' nin altında(22), Hawai adalarında ise 2750 m yöresindedir. (15)Buradaki gözlemevleri DK üstünde kurulmuştur. Türkiye ise yeri nedeni ile çeşitli hava kütlelerinin, özellikle kuzeyden gelen kutupsal hava kütleleri için ikincil kaynak durumundadır. (25) Belki de bu nedenle Türkiye'de kararlı ve alçak DK oluşumu görülmemektedir. İzmir bölgesinde zamanın % 37'sinde Isparta-Antalya bölgesinde % 21'inde oluşan çökme DK ların ortalama yükseklikleri 2500 m komşuluğundadır. ( Bkz," Ön Çalışmalar" Bölümü). Gözlenen dağlardan yalnız Bakırlıtepe'nin yüksekliği bu ortalamaya ulaţmaktadır. Bakırlıtepe'nin (2547 m) açık gece sayısı , nispi nem bakımından Kurdu ve Bozdağ'dan daha üstün olması bakımından beklenilen bir durumdur. Aynı nedenle Kurdu ( 1612 m) ve Bozdağ ( 2159m) gibi denizi doğrudan gören ve yer seçimi gözlemleri için ön incelemelemelerde gezilen dağlarda Çiçekbaba Dağı ( 2295, Köyceğiz) nın Bakırlıtepe'den üstün olması beklenmemelidir.
ii)Şekil 58'den noktalanan Kurdubaşı tepesi, Bozdağ ve Bakırlıtepe tam olarak kıyı dağı sayılmayabilirler, çünkü kıyı üzerinden gelen hava akımlarının alt katmanları kısa zamanda kara yüzeyi koşullarına uymakta(26) ve yüzey şekilleri akımda çalkantılara neden olabilmektedir.
iii) Yerel arazi yapısı ve dağ biçiminin görüşü etkilediği bilinmektedir. Akdeniz Bölgesi'nde 37o enleminin güneyinde 2500 m'den yüksek çok sayıda dağ vardır. Bunlar arasında Şekil 58'deki gözlemevleri niteliğinde yer bulmak olanaksız değildir.Ancak bunun her şeyden önce dağlara ulaşılması yani yol olması gerekmektedir. Ülkenin bugünkü altyapısı, ekonomisi, ve gelişmilşlik düzeyi ile böyle bir dağı ya da dağları -varsa-ortaya çıkarmak kolay bir iş değilidir.
İyi bir optik gözlemevi için yalnız görüşün iyi olması yererli değildir. Bulutsuz gece sayısı yılda birkaç geceyi geçmeyen bir yerde astronomik görüşün olağanüstü olması (Çok özel konumlar dışında ) ne işe yarar .Açık gece sayısı kuşkusuz en az görüş kadar ağırlığı olan belki de görüşten daha önemli bir parametredir. Bu nedenle, Türkiye'de gözlem yapılan dağlar arasında en iyisi olan Bakırlıtepe, dünyanın en iyi gözlemevlerinden birisi sayılan Roque de Los Muchachos için Ardeberg (28) den, Junipero Serra için Walker (19) dan alınmış ve Bakırlıtepe ile birlikte Tablo 37'de verilmiştir.
Burada Ardeberg ve Walker 'in fotometrik gece tanımlarının birbiriyle ve "Gözlemlerin Yapılması ve Değerlendirilmesi" bölümündeki tanımla tam olarak aynı olmadığı belirtilmelidir.Walker 6 saat ya da daha uzun süreli açık geceye "fotometrik gece" demektedir. Ardeberg ise 6 saatlik süreyle ek olarak nispi nem , rüzgar hızı ve atmosferdeki toz miktarının da belli sınırları içinde alındığını söylemekte ancak bu sınırların ne olduğunu belirtmemektedir. Burada bu sınırların McInnes (22) ın kriterleri ile dolayısıyla Bakırlıtepe için de geçerli sınırlarla aynı olduğunu varsayıyoruz. Ancak bu projede ve Tablo 28 ' de 4 saat kabul edilen en kısa açık olma süresi Tablo 37'de karşılaştırma amacıyla 5.5 saat alınmıştır. ( Haziran ayında Bakırlıtepe'de toplam karanlık gece uzunluğu 5.6 saattir. Bu Junipero Serra için de geçerlidir.
Tablo 37'de Bakırlıtepe Kasım- Mayıs arasında "kış" ayları içinde verilen fotometrik gece yüzdelerinin saptanmasında yalnız bulutlulukluluk ve nem esas alınmıştır. Bu aylar içinde yerel saat 21'de açık olan gecelerin yüzdesi kullanılmıştır. Ayrıca Aralık, Ocak ve Mayıs aylarında tüm 21'de açık olan gecelerin yüzdesi kullanılmıştır. Ayrıca Aralık, Ocakve Mayıs aylarında tüm geceyi kapsayan gözlemlerden elde edilen yüzdeler de verilmiştir. Bakırlıtepe 'de yerel saat 21'deki bulutluluğun gece ortalama bulutluluğunun iyi bir göstergesi olduğu " Aday Dağların Karşılaştırılması" bölümünde gösterilmiştir. Dolayısıyla Tablo 37'de yerel 21 için verilen yüzdelerin gece ortalamaları için gerçek yüzdelerden çok farklı olmayacağını söylemek yanlış olmayacaktır.
Tablo 37'den Bakırlıtepe'nin Junipero Serra'dan yılın bütün aylarında üstün olduğu ,Roque de los Muchachos Gözlemevi'ne eşdeğer olduğu açıkça görülmektedir. Roque de los muchachos için Şubat, Haziran, Ağustos, ve Ekim aylarındaki fotomertrik gece yüzdelerinin çok az sayıda gözleme dayandığı , gerçek yüzdelerin verilenlerden daha küçük olabileceği gözönünde bulundurulmalıdır. Ortalama olarak yıl içinde gecelerin Roque de los Muchachos Gözlemevi'nde %59'u Junipero Serra'da %38'i, Bakırlıtepe'de ise %65 i fotometrik gecedir. O halde, statistik yanılgılar içinde,denebilir ki Bakırlıtepe açık gece sayısı ve nitelikli gece sayısı bakımından dünyanın en iyi gözlemevlerinden biri sayılan Roque los Muchachos Gözlemevi'ne eşdeğerdedir.
SONUÇ VE ÖNERİLER
Ülkemizde üniversitelerimize ve araştırma kurumlarımıza hizmet verecek bir Ulusal Gözlemevi kurulması amacıyla 1979'dan bu yana sürdürülen yer seçimi çalışmaları sonuçlanmıştır. Gözlem yapılan dağlar arasında Bey Dağları (Antalya) bölgesindeki Bakırlıtepe'nin meterolojik,optik ve dikkate alınan koşullar açısından üstün farkla en iyi konumda olduğu anlaşılmıştır. Bakırlıtepe' de Mayıs- Ekim arasında gecelerin % 20'sınde görüş 1."0 den küçük, %60'inde 1."5'den küçüktür. "Yaz " aylarında (Haziran-Ekim) karanlık sürenin yaklaşık %90'ında ,"kış"(Kasım-Mayıs) aylarında yaklaşık %50'sinde gök açıktır. Ortalama rüzgar hızı yaz aylarında 6 ms-1,yıllık ortalama nispi nem %60 yöresindedir. Bakırlıtepe yukarıda özellikleri açısından dünyanın en iyi optik gözlemevi yerleriyle karşılaştırılmış ve sonuçta en az onlara eşdeğer konumda olduğu görülmüştür. Her şeye karşın Bakırlıtepe'nin astronomik nitelikleri bakımından Türkiye'nin en iyi gözlemevi yeri olduğunu savunmuyoruz. Akdeniz Bölgesi'nde özellikle Batı Akdeniz Bölgesi'nde örneğin Bey Dağları'nda yüksekliği 2500 m nin üstünde Bakırlıtepe'den üstün dağlar bulunabilir. Ancak bugünkü koşullarda ve yakın gelecekte bu dağlara ulaşmak oldukça güçtür. Gözlem yapılan yerler bir ön elemeyle seçildiğine göre Bakırlıtepe bugün Türkiye'nin kolay ulaţabilen en iyi optik gözlemevi yeridir denebilir. Bakırlıtepe yakınındaki Saklıkent Kış Sporları ve Yayla Evleri Merkezi'nde elektrik,su, ve Antalya-Saklıkent arsında yaz kış açık tutulan bit yol vardır. Böylesine hazır bir altyapıyı bölgenin diğer dağlarında bulmak mümkün değildir.
Gelecekte Ulusal Gözlemevi Bakırlıtepe'de kurulacaksa nava ve ışık kirlenmesine karşı bir an önce korunmaya alınması gerekmektedir.Uluslarası Astronomi Birliği (IAU) var olan gözlemevlerinin ve gelecekte gözlemevi olabilecek yerlerin korunması için belli tavsiye kararları almıştır. (6). Bunlar şöyle özetlenebilir.
i) İyi bir gözlem yerinde ufkun 45o üstünde yapay gök aydınlanması doğal gök parlaklığının %10'un altında kalmalıdır. Çok sönük bir gökcismi için bu demektir ki yalnız doğal gök parlaklığı varken elde edilen sinyal/ gürültü oranının aynısını elde etmek için gözlem zamanını % 10 arttıran Yapay gök aydınlanması kabul edilebilir. Yapay aydınlanma nedeni ile gök parlaklığının iki kat artması demek teleskop etkinliğinin yarıya inmesi, örneğin 4 m'lik teleskobun ancak 2,8 m'lik teleskopdan yaklaşık 2,5 kat daha pahalı olduğuna göre bu düzeyde bir yapay gök aydınlanmasının hem teknik hem de ekonomik olarak ne anlama geldiği ortadadır.
ii)Yakında bulunan radyo -TV vericilerinden yayılan akı bir optik gözlemevinin herhangi bir yerinde 2*1016 W m-2 'den az olmalıdır.
iii)Sanayi ve diğer kirlenmeler nedeni ile ufkun 30o üstünde ya da yatay uzaklık 5 km içinde uçak uçmamalıdır.
Bugünkü durumda Bakırlıtepe'ye çok yakın radyo ya da TV verici yoktur. Bakırlıtepe'ye uçak güzergahı altında değildir.Öte yandan kuşucusu uzaklık yaklaşık 30 km olan Antalya şehrinin gök parlaklığına etkisi, insan gözünün algılayabileceği kadarıyla sezilmektedir. Şehir ışıklarının gök parlaklığına etkisi çeşitli kişilerce çalışılmıştır. Walker (29) Kaliforniya (ABD) şehirlerinden
I( r ) / I d =0.01 NX r -25
şeklinde pratik bir formül bulunmuştur. Burada 1 ( r ), gözlemevinden bakılınca şehrin 45o üstündeki yapay gök parlaklığı , 1d ise gök parlaklığıdır. N şehir nüfusu ise, r ise şehir gözlemevine km cinsinden uzaklığıdır.
Bu formül sokak aydınlatması kişi başına 500 lümen ise geçerlidir. Bu düzeyde bir aydınlatma Türkiye şehirleri için geçerli olsaydı 200.000 nüfuslu Antalya'nın etkisi IAU'nun tavsiye ettiği sınırı şimdiden aşmış olurdu.Sınırın altında kalması için Antalya'da kişi başına aydınlatma Kaliforniya şehirlerindekinden beş kat daha az olmalıdır. Gerçek oran belki de bundan çok daha büyüktür. Dolayısıyla Antalya'nın ve Saklıkent'in neden olduğu gök parlaklığının IAU 'nun tavsiye ettiği üst sınırın oldukça altında kaldığı söylenebilir.
Görüleceği gibi Bakırlıtepe Optik Gözlemevi için uygun ve bu amaçla korunmaya değer bir yerdir. Buna Bakırlıtepe ve çevresindeki hazine arazisinin şimdiden alınması ile başlanılabilir. Ancak bir üstlenici kurum gereklidir. Bizce en uygun kurum TÜBİTAK'tır. Çünkü sonunda kurulacak bir ulusal gözlemevinin TÜBİTAK'a bağli olmasının en doğru yol olduğuna inanıyoruz.
Bu çeşit gözlemler sırasında güdümlü projede amaçlanıp ölçülemeyen atmosfer sönümlemesi de ölçülebilir, hatta yukarıda sözü edilen gözlemlerden yan ürün olarak da elde edilebilir. Ölçülebilecek bir başka kemiyet gök parlaklığıdır. Antalya'nın gelişmesini etkileyeceği , yapay gök aydınlatmasını arttıracağı kesindir. Bu arada gelişen sanayi hava kirliliğini de arttırabilir. Hava ve ışık kirliliği , yükseklik ve uzaklık nedenleriyle Bakırlıtepe çevresine ulaţmayabilir. Yine de bu kirliliđin gözardý edilmeyip zaman zaman atmosfer sönümlemesi ve gök parlaklığı ölçümleriyle değişimi izlenmelidir. Bu yolla denetimi ve sınırlaması olanaksız olan olumsuz gelişmelerin en azından ölçüsü bilinmiş olacaktır.
TEŞEKKÜR
Hemen belirtmek gerekir ki bu çalışma bir ulusal projenin sonucudur ve daha önceki çalışmaları temel alıp onların devamı şeklinde sürdürülerek tamamlanmıştır. Ulusal gözlemevi gereksinimini ortaya koyup çalışmaları ilk başlatan Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan ve Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak 'ın katkıları unutulmayacaktır. Ulusal Gözlemevi yer seçimi çalışmalarını güdümlü proje oluşturuluncaya kadar sürdüren ver destekleyen kişi ve kuruluţlara ayrı ayrı minnetarız. 1 Nisan 1983 yılında başlatılıp başarıyla sonuçlanan proje her ne kadar yedi kisilik bir ekip tarafından yürütülmüş gözüküyorsa da bütün ilgili üniversitelerimizce ve bir çok kuruluşumuzca desteklenmiştir. Gözlemlere fiilen katılan ve Ek 1'de listelenen öğretim üye ve yardımcılarına ve diğer gözlemcilere katkıları için , üniversitelerimizde astronomi ile ilgili bölüm ve anabilim dalı başkanlarına gözlemci teminindeki yardımları ve danıţmalıkları için ayrı ayrı teşekkür ederiz. Bu ortak ve kapsamlı çalışma TÜBİTAK'ın maddi desteğiyle gerçekleşmiştir. Her türlü destek ve yardım için minnetarız. Projenin gerçekleşmesinde başta DMİGM olmak üzere, Muğla, İzmir, Antalya ve Adıyaman valilikleri ve Meteroloji Müdürlükleri , Muğla ve Antalya Orman Bölge Müdürlükleri , Ödemiş ve Antalya Endüstri Meslek Lisesi Müdürlükleri Kahta Yatılı Bölge Okulu Müdürlüğü , Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Kızılay'dan çeşitli alet, malzeme ve bilgi desteği sağlanmıţtırş. Gösterilen ilgi ve yardımlar için teţekkür ederiz.
Ayrıca kullanılan temel gözlem aleti iki özel teleskop ( ve yardımcı aletleri) Greenwich Gözlemevinden ödünç alınmıştır.Greenwich Gözlemevi Müdürleri Prof. F.G Smith ve Prof. M. Boksenberg'e bu yardımları için, Mr. B. McInnes'e(Edinburg Gözlemevi) ve özellikle Prof. M.F. Walker' a( Lick Gözlemevi) bilgi desteği ve danışmanlıkları için minnetarız. Son olarak şekilleri hazızralayan Zekeriya Müyesseroğlu ile Fehmi Ekmekçi.'ye , Ayvur Akalin'a ve Solmaz Ertürk.'e teşekkür ederiz.
1.Eryurt, D., Bozkurt, Ţ., Topaktaşţ, ,L., Kýrbıyık, H., Aslan, Z.," Türkiye'de Uzay Bilimleri Alanında Teknolojik Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Bugünkü Durumu ve Geleceği" TÜBİTAK,1982
2.Öğelman, H., Demircan, O.,Derman, İ.E.,Aslan,Z.,"Türkiye'de Astronomi ve Uzay Bilimleri Alanında Araştırmalarvellusal Gözlemevi Kuruluş Çalışmaları"TÜBİTAK Temel Araştırma Enstitüsüne sunulan rapor,1983
3.T.C Devlet Bakanlığı , "Türk Bilim Politikası 1983-2003" 1983.
4. Cudaback, D.D., "Four-km Altitude Effects on Performnance and Health" Publ. Astron. Soc. Pac. 96, 478-487,1984.
5. Forster , P.J.C., Health and Work at High Altitudes: A Study at theMauna Kea Observatories" Publ. Astron. Soc.Pac.,96,478-487,1984
6."Guide Lines for Minimising Urban Sky Glow Near Astronomical Observatories" Publications IAU/CIE No. 1, 1980
7.Hayes, D.S., Latham, D. W.," A Rediscussion of the Astronomical Extinction " Astroph. Journal,197,593-611,1975
8.Gutirres-Moreno, A.,Moreno, H..,Cotes, G..,"Atmospheric Extinction at Cerro Tololo" Astronomy Dept. Chile University ,1982 (ön baskı)
9.Woolf, N.J., "High Resolution" Mon. Not. R. Astr. Soc. 187, 553,1979.
11. Johnson, H.L., Richards, W.L.,"Optimum Size of Infrared Photometric Telescopes" Astrophy.J. Letters, 160, L111-L116,1970
12.Berbieri, C., Vianini, V., "On the use of Meteosat Data for Astronomical Purposes " ön yazılım. Padova Üniversitesi, İtalya, 1984
13. Sipahioğlu,, Ş.,Sarsılmaz , Ţ., "Aeroloji 1"Meteoroloji Teknik Lisesi 1982.
14. Woolf, N. J., Ulich, B.L., " Gone With the Wind, or Sailing and Seing With a Giant telescope" ESO Conference and Workshop Proceedings 18,163-183,1984
15. Walker, M.F. " High Quality Astronomical Sites Around the World" ESO Conference and World" ESO Conference and Workshop Proceedings no,18,3-23,1984
16.Woolf. N. J..,"What Causes Seeing" Sky Telescope, February, 1986, s 140
17. Guryanov, A. E. a, Walker, M.F., " Astronomical Image Quality and the Vertical Distrubution of Turbulent Optical Interference in the night Atmosphere" Soviet Astrn. 28,343-350,1984
Publ. Astron.Soc. pac. 77,246-252,1965
19.Walker, M. F."The California Site Survey" Publ. ASTR. Soc. pac. 82,672-698,1970
20.Walker, M. F., "Polaris- Trail Observations of Astronomical Seeing in Arizona, California , Chile Australia"
Publ. Astr. Soc. Pac. 83,401-442,1971
" Publ. Astr. Soc. Pac 86
529-544,1974
22. Mc Linnes, B., " Site Testing on Hawai and Canary Islands" Q. J. R. Astr. Soc. 22, 266-271,1981
"Publ.Astr. Soc. Pac. 95. 903-918,1983
24. Golay M."Introduction to Astronomical Photometry" Reidel Publ. Company, 50,1974
Çöleri, M.,"Sinoptik Meteroloji III-IV" Meteroloji Teknik Lisesi. 1982
26. Coulman, C. E.,"Fundamental and Applied Aspects of astronomical seeing" Ann. Rev. Astron. Astrophyys. 23,19-57,1985
27. Ardeberg, A., " The New Observatory on La Palma" Q.J JII. R. Astr. Soc. 2,254,265,1981
28. Ardeberg , A., Observatorio del roque de los muchachos- The Swedish Experience"ESO Conference and Workshop Proceedings No. 18, 73-93,1984.
29. Walker, M.F., " The Effects of Urban Lighting on the Birgtness of the Night Sky" Publ. Astr. Soc. Pac. 89- 405-409,1987
ŞEKİLLER
Şekil 1 | Şekil 2 | Şekil 3 | Şekil 4 | Şekil 5 | Şekil 6 | Şekil 7 | Şekil 8 | Şekil 9 | Şekil 10 | Şekil 11 | Şekil 12 | Şekil 13 | Şekil 14 | Şekil 15 | Şekil 16 | Şekil 17 | Şekil 18 | Şekil 19 | Şekil 20 | Şekil 21 | Şekil 22 | Şekil 23 | Şekil 24 | Şekil 25 | Şekil 26 | Şekil 27 | Şekil 28 | Şekil 29-1 | Şekil 29-2 | Şekil 30 | Şekil 31 | Şekil 32 | Şekil 33-1 | Şekil 33-2 | Şekil 34 | Şekil 35 | Şekil 36 | Şekil 37 | Şekil 38 | Şekil 39 | Şekil 40 | Şekil 41 | Şekil 42 a b | Şekil 43 | Şekil 44 | Şekil 45 | Şekil 46 | Şekil 47 | Şekil 48 | Şekil 50 | Şekil 51 | Şekil 52 | Şekil 53 | Şekil 54 | Şekil 55 | Şekil 56 | Şekil 57 | Şekil 58 | Şekil 59
TABLOLAR
Tablo 1 | Tablo 2 | Tablo 3 | Tablo 4 | Tablo 6 | Tablo 5 | Tablo 7 | Tablo 8 | Tablo 9 | Tablo 10 | Tablo 11 | Tablo 12 | Tablo 13 | Tablo14 | Tablo 15(*:1-22 Mayıs Gözlemleri Dahil) | Tablo 16 (Gece açıklığı ve diğer meteoroloji gözlemleri ) | Tablo17-18 | Tablo 19 | Tablo 20-21-22-23-24 | Tablo 25-26-27 | Tablo 28-29 | Tablo 31 | Tablo 32 | Tablo 33 | Tablo 34 | Tablo 35 | Tablo 37
Ek 1. Gözlemciler ve Gözlem İstasyonlarında Kaldıkları Gün Sayısı