III. HALLEY DİYE BİR KUYRUKLUYILDIZ
Halley KY'ının öyküsü, Edmond Halley'in
1684 Ağustos'unda yakın arkadaşı ve meslekdaşı Isaac Newton'u Cambridge Trinity
College'de ziyaret ederek, evrense) çekim yasası hakkında,ki tasarılarını gökcisimlerine
uygulayabilme sorununun üstesinden gelip gelmediğini öğrenmek istemesiyle başlar.
Halley, bilim dünyasındaki ününü kendi adıyla anılan KY'a borçludur. Nasıl ki
Türk ulusunun kurtarıcısı çağdaş Türkiye'nin yaratıcısı ve bizlerin bugüne ulaşmamızı
sağlayan ' yüce Atatürk'ün anısı kalplerimizde yaşıyorsa, Halley de bu KY'ın
yardımıyla har 75-76 yılda bir anılmaktadır. KY'ları kozmik düzendeki gerçek
yerlerine oturtmaya ve böylelikle onlar hakkındaki tüm söyenti ve korkuları
yatıştırmaya çabalayan Halley'in, KY araştırmalarının bir çıkmaza girdiği ve
«kendi» KY'ının güneşten henüz 26 yıl uzakta olduğu 1656 yılında doğmuş olması,
gökbilim açısından büyük bir şanstır.
Edmond Halley 29 Ekim 1656 tarihinde
İngbiltere'nin başkenti Londra yakınlarında Haggerston'da doğmuştur. Kendisiyle
aynı adı taşıyan babası Londralı zengin bir sabun tüccarı olduğundan, oğlunun
en iyi okullarda eğitim görmesine imkan tanımıştır. Ünlü gökbilimcinin çocukluk
yıllarına ilişkin ayrıntılı bilgimiz olmamasına karşın, öğrenme yeteneği bile
birşeyler icat etme eğbiliminin çok fazla olduğu anlaşılmaktadır. İlk öğrenimini
St. Pauls Okulu'nda yapan Halley. matematik alanında çok yetenekli olduğunu
göstermekle kalmamış, okulu bitirdiği za,man gökbilim aianında da pskçok bilgi
edinmatir. Genç Edmond 17 yaşına gelince babası onu Oxford'da Queen's College'e
göanderdi. Halley'in çalışmaları çok çeşitli alanlara yayılmış olsa da, başlangıçtan
beri en gözde uğraşısı gökbilimdi. Öte yandan, matematiği, anlaşılması güç problemlere
rahatlıkla uygulayabilme yeteneği sayesirıde gökbilimin teorik alanlarında,
da başarılı ve verimli çalışmalar yapmıştır.
Halley 1676 yılında henüz 19 yaşındayken,
gezegenlerin yörünge(eri hakkındaki. ilk ciddi bilimsel çalışması olan «A Direct
and Gsometrical Method of Finding the Aphe.lia and Eccentricity of Planetsb
(Gezegenlerin Enöte Noktası bile Dışmerkezlbiliğini Bulmada Kesin ve55 Geometrik
Bir Yöntem) adındaki yazısını Londro Kraliyet Derneği'nin (Royal Society) yayın
organı «Phbilosophical Transactions» da yayınlamıştır. Kepler'in zamanına kadar
bilim adamları gökcisimlerinin daireler üzerinde dolanması gerektiği düşüncesini
ve bir gezegenin yörüngesinin üzerindeki hareketinin değişmez (uniform) olduğunu
kabul ediyorlardı çok yoğun uğraşlar sonucunda gezegen yörüngelerinin sanıldağı
gibi daire değil de dışmerkezliliği az olan elipsler olduğunu ispatlamayı başaran
Kepler yine de, bir gezegenin açısal hareketinin belli bir nokta etrafında değişmez
olması gerektiği önyargısından kendisini kurtaramamıştır. Bir gezegenin, elips
şeklindeki yörüngesinin odak noktalarından birinde duran güneşin etrafındaki
hareketinin bu tanıma uymadığını göstermiştir. Onun en önemli keşiflerinden
birisi de bir gezegenin, yörüngesinin bazı kısımlarında diğer kısımlardan daha
büyük bir açısal hızla güneşin etrafında döndüğü gerçeğidir. Bu nedenlerle;
dairelerden çok az değişik olan eliptik yö.. rüngeler söz konusu edildiğinde,
bir gezegenin, elipsin boş olan odak noktası çevresindeki hareketi hemen hemen
değişmez olmalıdır anlamı çıkartılıyordu. Böylece, elipsin iki odak noktası
bile gezegenlerin hareketi arasında önemli bir bağ olduğunu bileri sürmek doğal
görünüyordu. Ancak Halley, bir gezegenin boş elips odağı çevresinde de sanıldağa
kadar değişme bir hareket yapmadığını göstererek, bu genç yaşında teorik çalışan
gökbilimciler arasında önemli bir yer alıyordu.
Fakat Halley'icı sadece kullanan
bir gökbilimci olarak kalmaya hiç de niyeti yoktu; aslında gözlem yaparak pratik
alanda da çalışmayı arzuluyordu. Gökbilimde gerçek bilerlemenin yıldızların
koordinatlarının olanca duyarlılıkla bulunmasına dayanması gerektiğini kavramıştı.
Böylece sonuçta, Tycho Brahe'in başarıyla öncülük ettiği bu çalışma dalında
uğraşmaya karar verdi.
O günlerde büyük gözlemevlerindeki
gökbilimciler de yıldızların yerlerini tespit etme gayreti içindeydiler. Bu
gökcisimlerinin gerçek yerlerinin bilinmesi sadece bilimsel gökbilimin çıkarları
için değbil, aynı zamanda denizcbilik ile incelik gerektiren diğer yoğun araştırma
programları açısından da temel bir önem taşıyordu. Halley'in dikkatini bu konu
üzerinde toplamaya karar vermesi, genç gökbilimcinin bilimsel ileri görüşlülük
yeteneğini açıkça göstermektedir.
Ancak Halley, Alman gökbilimcisi
Johann Hevelius'un Dantzig'de, İngiltere Kraliyet Gökbilimcisi John Flamsteed'in
de Greenwich'de bu tür çalışmalarla uğraştıkIırını görerek, enerjisini bilime
daha yararlı olacağını düşündüğü bir yolda harcamayı kararlaştırmıştır. Bu iki
gökbilimciye kuzey gökyarımküresindeki yıldızlarırı araştırmasını bırakırak,
o zamana kadar hemen hemen hiç el atıfmamış başka bir bölge aramaya koyulmuştur.
Sonuçta, güney yarımküreye gidip oralarda Avrupa'dan gözlenemeyen yıldızları
incelemeye ve böylelikle bu çalışmasının kuzeydeki gökbilimcilerin çabalarına
bir ek olacağına; hem kendisinin hem de onların uğraşlarının ortak sonucu olarak
tüm gökyüzündeki en önemli yıldızların tam bir araştırılmasının yapılacağına
karar verdi.
Halley bu düşüncesinde gerçekten
de çok haklıydı çünkü Tycho Brahe'in Uraniborg adındaki gözlemevinden görülemeyecek
kadar güneyde kalan yıldızlar o çağa kadar hiçbir zaman dikkatli bir biçimde
incelenememişti. Yine de bir Hollandalının güneydeki yıldızları Sumatra adasından
gözlediğine ve bazı yıldızların bir gökküre üzerinde işaretlendiğine ilişkin
bir söylenti ortalıkta dolaşmaktaydı. Ancak Halley elde bulunan sonuçlara güvenbilemeyeceğini
anlayınca, önünde, üzerinde hiç çalışılmamış bir alan bulunduğuna inanmıştı.
Doğayı araştırmaya meraklı bu ateşli
öğrenci henüz 20 yaşındayken, üniversiteden mezun olmayı bile beklemeden babasından,
güney gök kutbunun civarında kalan yıldızları incelemek amacıyla güney yarımküreye
gitme izni istedi. Varlıklı bir kişi olan baba Halley genç gökbilimciyi cesaretlendirecek
kadar bileri görüşlüydü ve umut dolu oğlu için herşeyi kolaylaştırmak amacıyla
gerçekten yanıp tutuşuyordu. Edmond Halley babasının kendisine sağladığı yıllık
300 poundluk ödeneğin yanı sıra,, İngbiltere Krarı II. Charles bile Doğu Hindistan
Şirketi'nden de tavsiye mektupları elde etmişti. Böylece 1676 yılında bu şirketin
gembilerirıden biriyle, yanında gerekli gördüğü gözlem aletferiyle birlikte,
çalışmalarını sürdürmek amacıyla seçtiği Güney Atlantik Okyanusu'ndaki St. Helena
adasına gitmek için bir Kasım sabahı denize açıldı.
Üç ay süren olaysız bir yolculuktan
sonra St. Helena'ya varan Haley, 1.65 metre yarıçapırdaki sekstantı ve 7.2 metre
uzunluğundaki mercekli teleskobu bile karaya ayak bastı. Derhal güney gökyüzünü
araştırmaya başlayan genç gökbilimci ne yazık ki oldukça büyük bir hayal kırıklığına
uğradı. Kendisine bu adarıın ikliminin gökbilimsel gözlemler için son derece
uygun olduğunu anlatılmıştı; ancak umduğu açık mavi gökyüzünü yerine, havanın
hemen her zaman az ya da çok bulutlu olduğunu ve sık sık yağmur ya,ğdığını gördü.
Gözlemleri, kötü hava koşulları nedeniyle çoğunlukla yarıda kesbildiğinden St.
Helena'da yalnızca bir yıl kalabildi. Bu süre içinde, karşılaştığı binbir güçlüğe
rağmen 300 den fazla yıldızı inceleyip yerlerini tespit etti; ayrıca, 7 Kasım
1677 günü meydana gelen Merkür gezegninin güneşin görünür diski üzerinden transit
geçişini gözledi; yurduna dönüşte Flamsteed'in onu güneyin Tycho'su diye adladırmasını
sağlayan çalışmasını kısmen de olsa tamamlayabildi. Böylece Halley, yaklaşık
150 yıl sonra Napolyon Bonaparte'ın sürgün hayatı yaşayacağı Atlantik'in ortasında
tek başına duran bu kaya parçasında gökbilimci olarak ününü perçinliyordu.
İngiltere'ye dönüşünde, çalışmalarının
sonuçlarını gösteren «Catalogus Stellarum Australium» (Güney Gökyüzü Yıldızları
Kataloğu) adında bir katalog hazırlayan Halley, bunu 1677 yılında Kral II. Charles'a,
sundu. Kendisine saygı kazandıran bu bilimsel başarısının ve biraz da kralın
etksiyle 18 Kasım 1678 tarihinde Oxford Üniversitesi'nden Master of Arts (lisanüstü
derecesini aldı. Bu ünvan, üniver. site öğrenimini daha mezun olmadan yarıda
kesen bir genç adam için son derece önemli ve büyük bir şerefti. Yaklaşık iki
hafta sonraa, 30 Kasım'da Hallev bu kPz Londra Kraliyet Derneği'ne üye seçildi.
Bu andan başlayara,k, Halley derneğin tüm çalışmalarında oldukça etkin bir rol
oynadı.
Üye seçileli henüz bir yıl olmadan,
Halley dernek bile Hevelius arasında ortaya çıkan bir tartışmada derneği temsil
etmekle görevIendirildi. Bu tartışmanın konusu günümüz gökbilimcilerine garip
gelebilir, ama şunu unutmamak gerekir ki, o dönemlerde gözlem sanatı henüz emekleme
devresindeki ve bugün kesinliğini kabul ettiğimiz bazı olgular o zaman için
büyük sorun sayılıyorlardı. Halley'in Kraliyet Derneği'ni temsil edeceği bu
tartışma şu şekilde özetlenebilir. Tycho Brahe yıldızların yerleri üzerine yaptığı
övgüye değer araştırmaları sırasında, ona yardımcı olacak teleskoplar bulunuyordu.
Uranöborg Gözlemevi'ndeki ünlü aletler ancak çıplak gözle yapılan incelemeler
içindi. Tycho'nun ölümünden kısa bir süre sonra Galbileo Galbilei teleskobu
icat edince, herkes bu aletin çıplak gözle gözleme karşı ortaya çıkan olağanüstü
üstünlüklerini kavradı. Fakat Galbileo'nun bu icadının astrometri üzerindeki
uygulaması pek de o kadar çabuk olmadı. çıplak gözle gördüğümüz bir yıldızın
yerini teleskop kullanmadan Tycho'nun yaptığı gibi bulabiliriz. Öte yandan aynı
yıldızı bir aletin, teleskobun yardımıyla, da görüp, yerini tespit edebiliriz.
Sorun, bir yıldızın yerinin bu yeni teknikle mi, yoksa Tycho'nun , yaptığı gibi
çıplak gözle mi daha duyarlılıkla belirleneceğiydi. Bugünkü bilgimizle bu soruyu
cevaplandırmak bizim için basittir; gözlem aletleriyle biraz olsun bilgbilenen
bir kimse bile, bir yıldızın yer:ini herhangi bir teleskobun çıplak gözden çok
daha duyarlıkla tespit edebileceğini bilir. Aslında, bir gözlemci Tycho'nun
kullandığı türde aletlerle ortalama 1 yay dakikalık bir yanlışlık yaparsa, çağdaş
bir teieskop kullandığı takdirde yaklaşık 1 yay saniyelik bir yanılgıya düşebilir.
Diğer bir değişle, yıldızların yerinin teleskop yardımıyla bulunması, Tycho'nun
yönetminde varlığı kaçınılriıaz olan hataları 16 da bir oranına kadar azaltır.
Fakat bizim için cevabı bu denli
açık olan bu durum, Halley'in yaşadığı dönemde önemli bir sorundu ve ünlü gökbilimci
Kıta Avrupası'ndaki diğer meslekdaşlarıyla bu konuya tartışmaya gönderbiliyordu.
Tycho'nun başaarıyla kullândığı eski yöntemin üstünlüğünü savunan Hevelius,
bir yıldızın yerinin teleskop kullanılmadan çıplak gözle daha duyarlı bir şekilde
saptanacağını iddia ediyor, ve yeni yöntemin daha uygun olduğuna inanların ileri
sürdüğü düşünceleri tüm gayretiyle reddediyordu. Halley 14 Mayıs 1679 tarihinde
Dantzig'e doğru yola çıktı. ve oraya vardığı günün gecesi derhal gereken gözlemleri
yapmaya koyuldu. O günlerin teleskopları çağdaş gözlem aletlerinden daha kötü
alduğu için, çalışması uzun sürmüş ve Halley Dantzig'de bir yıldan biraz daha
fazla bir süre kalmıştır. İngiltere'ye dönüşünde, Hevelius'un bu ilkel yöntemi
uygulamada gösterdiği bü yük yeteneğini övmüştür. Fakat bu, bazılarının bileri
sürdüğü gibi Halley'in teleskopik yöntemin iyi olduğuna ilişkin düşüncesini
değiştirmiş olduğu anlamına gelmemektedir.
Ertesi yıl genç gökbilimcinin tüm
Kıta Avrupası'nı kapsayan bilimsel amaçlı bir geziye çıktığını görüyoruz. O
zamana kadar kazandığı bilimsel ünü ilk durağı olan Paris'de çok büyük bir önemle
karşılanmasını sağlamıştır. Halley'in ilk kez orada KY'lara yakından ilgi lenmeye
başladığı sanılmaktadır çünkü bu ziyareti sırasında, aynı yıl görünen Büyük
1680 KY'ını, Paris Gözlemevi yöneticisi olan ünlü Fransız gökbilimcisi Gian
Domenico Cassini bile brlikte gözlemişler ve tüm dünyada bilgi uyandıran bu
gökcîsminin gökyüzünde aldığı yolu haritalar üzerinde belirlemişlerdir. Bu kayıtlar
daha sonra HalIey'e bu görkemli KY'ın uzayda izlediği yörüngesini hesaplamasına
yardımcı olmuştur. Ancak Halley KY'ların düz çizgileri üzerinde dolaştıklarını
düşündüğünden (çünkü büyük gökbilimci Kepler öyle demişti), bu tamamiyle karışık
bir çalışmaydı. Cassini ise kendi hesabına, KY'ın güneş çevresinde daire şeklindeki
küçük bir yörünge üzerine 2.5 yılda dolandığın.ı bileri sürüyordu ki, bu da
tamamen yanlıştı.
Eski çağlarda bilim adamlarının düşüncelerinin
çoğunlukla garip ve yanlış olmasının nedeni, bilim dünyasıne kuranların yetişip
büyüdüğü bir gerçekler bahçesine benzetmekle daha iyi anlaşılır. Bu bakımlı
bahçenin içinde ara sıra yabani otlara benzeyen yanlış bilimsel inanışlar da
ortaya çıkmaktadır. Üç yüzyıl önce tamamen ekilmemiş binlerce dönüm gerçek bahçesi
olduğu gözönüne alınırsa, XX. yüzyılda herhangi bir lise öğrencisain doğanın
işleyişi hakkında Isaac Newton'dan daha çok şey bildiğini söylemek doğrudur.
Fakat Halley'in yaşadığı yıllarda KY'ların düz çizgiler boyunca bilerledikleri
kabul ediliyor ve onların yörüngeleriyle gerçekten bilimsel yönden ilgilenmeye
kalkışmak astrolojiyle eş tutuluyordu. Bu nedenlerle, Halley Paris'de 1680 KY'ının
düz bir çizgi üzerinde yo1 aldığını göstermek için boşu boşuna çabalayıp durdu.
Hangi nedenlendir bilinmez, Halley bu başarısızlığına rağmen KY'ların yörüngeleri
üzerinde bir doktorun umutsuz hastasın tedavi etmek için uğraştığı gibi çabaladı,
ta ki bir çeyrek yüzyıl sonra diğer tüm başarılarını unutturan ve ismini ölümsüzleştiren
keşfinde bulununcaya kadar.
Fransa'dan ayrıldıktan sonra Avrupa'nın
diğer önemli başkentlerini dolaşan Halley, İngiltere'ye döndükten sonra evlenip
lslington'daki evine yerleşti. Burada kurduğu özal gözlemevinde 22 Kasım 1682
günü sabah saat 6.30 da kendi adıyla anılacak olan KY'ı gözlüyordu. Bu andan
itibaren olaylar KY'ın uçuşu gibi durdurulması imkansız bir durum alacaktı.
Bir yıl sonra Londra Kraliyet Derneği'nde
Halley bile yurtdaşı fizikçi ve matematikçi Robert Hooke, güneş sistemindeki
tüm cisimlerin hareketlerini kontrol eden bir çekim gücü kanunu üzerinde fikir
yürüttüler. Halley daha önceden, bir gezegen üzerine etkiyen kuvvetin, o gezegenin
güneşe olan uzaklığının karesiyle ters orantılı olarak değiştiğinin nasıl ispatlanacağını
göstermişti. Ancak, her bira gezegen aslında bir elips üzerinde ve güneşten
değişik uzaklıklarda dolaştığı için, çekim gücünün uzaklığın karesiyle ters
orantılı olarak değişmesi teorisine dayanarak bir gökcisminin hareketlerini
matematiksel yoldan açıklamak çok daha zor oluyordu. Halley'in karşılaştığı
sorun işte buydu ve kendisinin matematik yeteneği onu çözümlemeye yetmiyordu.
Öte yandan Robert Hooke bile Sir Christopher Wren de bu konuyla bilgilenmeye
başlamışlardı. Halley, çözümü bulmak için yaptığı girişimlerin başarısız olduğunu
açıksözlülükle itiraf etti. Wren, bu konu üzerinde uğraşan bu iki bilim adamını
cesaretlendirmek amaçıyla, iki ay içinde çözümü ilk getirene 40 şiling lik küçük
bir ödül vereceğini açıkladı.. Günümüz çağdaş gökbilimin temel yapı taşlarından
birini oluşturan «Evrensel çekim Kanunu» için Wren'in biçtiği değer işte yalnızca
bu kadardı.
Bu sorunu tek başına halledemeyeceğini
kavrayan Halley, 1684 yılı A,ğustos'unda, parlak zekalı arkadaşı Isaac Newton'a
danışmak için Cambridge Trinity ColIege'e gidiyordu. Halley'in kendine olan
sonsuz güveninin aksine, Newton'un utangaç, çekingen, kendini çalışmalarıyla
sınırlamış ve tartışmalardan kaçan, içine kapanık bir kişiliği vardı. Kendini
ziyarete gelen genç gökbilimci arkadaşına; evrensel çekim kanununu bulmak yıllardır
üzerinde çalıştığı bu sorunu çözdüğünü, ama bunlar hakkında yaptığı hesapları
kaybettiğini de çekinerek anlattı!
Newton'un yaptığı hesapları kaybettiğini
söylemesi, tıpkı Kristof Kolomb'un yeni kara,lar keşfettiğini ama yolunu unuttuğunu
söylemesi kadar can sıkıcıydı, ve Halley bu durum karşısında üzülmek mi, yoksa
gülmek mi gerektiğine karar veremiyordu. En sonunda kendisini toparlayarak,
yaşlı ve çekingen arkadaşını daha fazla üzmekten kaçındı ve hem yaptığı araştırmaların
müthiş önemini kavramasına yardımcı oldu, hemde bunların sonuçlarının yayınlanmasının
gerekliliğine inandırdı. Cornbridge'e yaptığı ikinci ziyareti sırasında Newton'un
kaybolan matematik hesapları yeni baştan hazırladığını ve bunların hemen hemen
tamamlanmak üzere olduğunu gördü. Nihayet aynı yılın Aralık ayında Halley Kraliyet
Derneği'nde yaptığı bir konuşma bile Isaac Newtfln'un «çekim Kanunu» konusundaki
araştırmalarını konu alan bir yazıyı derneğe göndermeye söz verdiğini büyük
bir memnunlukla açıkladı.
1665 yılında Londra kentini kasıp kavuran
veba salgını nedeniyle Cambridge'den kaçıp Ulloolsthorpe'a giden Newton daha
o zamanlar çekim kanunuyla yakından ilgileniyordu. Salgından sonra 1667 de yeniden
Trinity College'e dönen büyük matematikçi epey uğraşmasına karşın, bir türlü
sonuca ulaşamamıştı. Neredeyse bu işten vazgeçmek üzereyken, Robert Hooke ona
yazdığı bir mektupda, Dünya'nın çekiminin güneşe olan uzaklığının karesiyle
ters orantılı olarak değiştiği takdirde, yörüngesinin bir elips olabileceğini
ve Kepler'in üçüncü kanununun gezegenler bile güneş arasında oluşan çekim kuvvetine
uygulanabileceğini öne sürdü. Daha önceleri bu durumda böyle bir yörüngenin
sarmal biçiminde olacağını varsaymış olan Newton, ilk anda Hooke'un yanılmış
olduğunu. düşündü. Fakat bu konu üzerine daha dikkatlice eğilip de, birçok denersel
şekil çizince, Hooke'un bu önerisinde haklı olduğunu anladı. Halleyin dernekte
Newton'un çekim kanununu keşfettiğini söylediğini duyan Hooke açıkgözlük ederek,
evrensel çekim kanununu ilk kez kendisinin bulduğunu iddia edip, bu yasanın
keşfine ortak olmak istedi. Ancak, bir düşünce bileri sürmekle, onu alıp matematiksel
yoldan ispatlamcik ve bir teori meydana getirmek çok farklı işlerdir. Bu konuda
Hooke'un Newton'a gerçekten çok büyük yardımı geçtiği inkar edilemez, ama Hooke'un
Newton'daki matematik dehasının olmadığı da gerçektir. Öte ytından Hooke bir
aralar Halley'e, temel kanunları Newton'dan önce kendisinin keşfettiğini, ama
değer verilmeyeceği korkusu bile açıklamaktan vazgeçtiğini de çıtlatmıştır.
Hooke i.le aralarında geçen bu tartışmaya
karşın araştırmalarını yayınlamayı istemeyerek de olsa kabullenen Newton, elde
ettiği sonuçları açıkladığı eserini 28 Nisan 168f tarihinde Londra Kraliyet
Derneği'ne biletti. Ne yazık ki bu sıralarda dernek büyük bir mali kriz içinde
bulunuyordu. Para kaynaklarının tükenmesinin nedeni ise derneğin bir süre önce
Wbilloughby'nin oDe Historia Piscium - The hiistory of Fishes» (Balıkların Tarihçisi)
adındaki eserini yayınlamış böylece yeni bir masrafa girişemeyecek durumda olmasıydı.
Öte yandan bu kitap halktan beklenen bilgiyi görmemiş ve umulandan daha az satarak,
neredeyse masraflarını bile karşılamamıştı. Bu nedenlerle, 2 Haziran günü toplanan
Dernek Yüksek Kurulu, Newton'un «Phbilosophiae Naturalis Principia Mathematica»
adındaki eserinin yayınlama masraflarının Ha!Iley tarafından üstlenmesini kararlaştırdı.
Halley de pek sevdiği arkadaşının hatırına bu işi seve seve kabaûl ettiğini
bildirdi. Newton'un 1687 de yayınlanan bu eserin basım işini tek başına yürütecek
maddi olanaktan yoksun olduğu söylenmekteyse de, baunda gerçek payı olmadığı
anlaşılmıştır. Yalnızca gökbilim alanında değil, diğer bilim dallarında da önemli
gelişmelere yol açan bu eser, Newton'u çağının en ünlü bilim adamları arasına
katmış ve bu büyük matematikçiye Sir'Iük payesi verbilerek, ayrıca Kraliyet
Derneği'ne de üye yapılmıştır. Aslında tüm bu başarıların ardında, Newton'u
e"Principia" sını dünyanın gözü önüne sermeye ikna eden bileri görüşlü
Edmond Hafley'in bulunduğu unutulmamalıdır. Bugüne kadar birçok bilim adamı
da bu gerçeği içtenlikle kabul etmiştir.
Paris'de Halley'i epeyce uğraştıran
Büyük 1680 KY'ı Newton'un çekim teorisinin temel örnaeğini oluşturuyordu. Newton,
KY'ların da gezegenler gibi çekim kanunlarına uyduklarını göstermiştir. Bu konuda
yaptığı çalışmalar Principia'nın yayınlanmasından önceki yirmi yıl boyunca kafasını
meşgul ettiğine göre, 1680 yılında güneşin ışınları aitında kayboimadan önce
görünen KY'la, bir ay sonra güneşin öte tarafında görünen KY'ın genellikle denildiği
gibi ayrı değbil, fakat tek bir KY olduğunu bileri süren Flamsteed bile ters
düştüğünün söylenmesi şaşırtıcıdır. Buna inanmak gerçekten zordur, çünkü yine
söylenbildiğine göre Newton uzun zaman bu KY hakkında araştırmalar yapm;ştır
ve bir süre önce Sir Wbilliam Löwer'in KY'ların eliptik ya da parabolik yörüngelerde
dolaşabilecekleri yolundaki önerisinden haberdardır (Bknz. Tarihçe).
Bir KY'ın, yörüngesinin Dünya ve
Güneşe göre oian geometrik âurumundan dolayı, enberi noktasında sık. sık güneşin
ışınları içinde kaybolduğunu ve daha sonraki bir tarihte öte tarafında yeniden
ortaya çrkıp uzaklaştığını göstermek için fazla bilgi sahibi olmak gerekmez.
Beş yıl sonra Newton düşüncesini değiştirir ve 1685 de Flamsteed'e yazdığr bir
mektupda Kasım ve Aralık 1680 de görünen ve kendisinin de gözlediği KY'ların
büyük bir ihtimalle aynı KY olduğunu söyler. Bu arada Newton Halley'e, bu KY'ın
izlediği kerçek yolun aşağı yukarı bir parabol şeklinde olduğunu da söylemiştir.
Hatta bunun hakkında bir de şekil çizmiş, ama matematik hesaplarını daima yardıma
haızır bekİeyen Halley'e bırakmıştır. Bu sırada her ikisi de, Saksonya'da, Georg
Samuel Doerfeal adlı meslekdaşlarının 1680 KY hakkında onlarla aynı sonuca vardığından
habersizdiler.
Newton'un önceleri, Hooke bile başka
bir ta,rtışmaya girmekten çekinerek adını «De Motu Corporum Libri Duo» olarak
değiştirmek istediği, ancak bundan vazgeçerek yine orijinal başlığıyla «De Systemate
Mundi» olarak yayın9adığr Principia'nın üçüncü kitabr üzerinde Nisân 1687 de
Kraliyet Derneği'nde bir ta,rtışma toplantrsı düzenlenmiştir. Dernek kayıtlarındarı
öğreniidiğ'sne göre bu kitap, tüm gezegenlerin göksel hareket sistemleri bile
KY'lar hakkında teorbiler içermekte, ve 1680-81 de görünen Büyük KY'ı da bir
örnek olarak vermektEdir. Böylece Kasım ayı sabahleyin görünen KY'la, Aralık
ve Ocak cylarında akşam vakti görünen KY'ın aynı KY olduğu resmen ispatIanıyordu.
Newton'a göre KY'lar onun herkesçe
kabul edilen evrensel çekim kanununun işlerliğini gösteren istisnalardı. Gezegenlerin
Kepler tarafrndan varlığı gösterilen eliptik yörüngelerinin bu biçimini, güneşten
uzaklaştıkça küçülen çekim kuvvetinin sonucu olarak değerlendirmiştir. Fakat
güneş sisteminin içinden geçen herhangi bir gökcisrninin de aynr çekim kuvvetinin
etkisinde kalması gerektiğinden, bu kural altında izleyebileceği mümkün beş
yol bulunuyordu .Güneşin ortasına körlemesine giden düz bir çizgi, bir daire,
bir elips, bir parabol ve bir hiperbol. Son ikisi, elips ve daire gibi, bir
koninin çeşitli doğrultularda kesilmesiyle elde edilen kesitlerdir, Fakat bunlar
elips ve dairelerin aksine hiçbir zaman kapalı olmazlar, başlangıç ve bitişleri
çco uzaklarda, sonsuzdadır; hatta bir hiperbol güneş sisteminin içinden ancak
tek bir kez geçen ve bir daha hiç görülemeyen bir gökcisminin yoludur. Öte yandan
bir parabol sonsuzluğa uzanan bir elipse benzer. 1680 KY'ının yolunun bir parabol
şeklinde olduğunu gösteren Newton, aslında tüm KY'ların parabollerden ayırdedilemeyecek
derecede uzun elipsler üzerinde dolandıklarına inanıyor ve eğer onlar devamlı
bir şekilde aynı yolda hareket eden bir takım gezegenler değillerse, ben de
karar verme yeteneğinden yoksunum diyordu.
Halley, kafasındaki soruya verilen
bu genel karşılıkla yetinmek ve tıerşeyi oluruna bırakmak yerine, Newton'un
kafasını KY'ların ayrıntılı çalışmalarıyla karıştırmaya devam etti; böylece
Principia'nın 1713 yılında yayınlanan ikinci basımı bu konuya ayrılmış pekçok
sayıda sayfa içeriyordu. Bu bölümün en bilginç kısmı ise 1680 KY'ını Venedik
ve Doğu Hindistan gibi dünyanın dört bir köşesinde görenlerin tanıklıklarının
yer aldığı sayfalardı. deneğin, ABD'nin Maryland eyaletinde Arthur Storer cıdında
bir kişi KY'ı sabahleyin saat 5.00 sularında Virgo (Bakire-Başak) takımyıldızının
en parlak yıldızı olan Spica'nın hemen yanında görmüştür.
1692 yılından itibaren Newton depresyon,
paranoya, uykusuzluk ve hafıza kaybından şikayet etmeye başlamıştı; elleri de
titriyordu. Zavallı Newton, bilimsel çalışma hayatının bozulmasına karşın, Parlamento
Üyeliği ve Darphane Yöneticiliği görevlerini sürdürüyordu. Kafasında onu KY'lardan
daha çok bilgilendiren kendince önemli bazı konular vardı simya bile uğraşıyor
ve kendinden geçmiş bir durumda diğer elementlerden altın yapmaya çalıştığından;
çoğunlukla laboratuarında uyuyordu: Deneylerinde kullandığı civa, kurşun, arsenik
ve avtimon gibi maddelerin onu zehirlediği açıkça belli oluyordu. Newton'la
beraber geçirdiği şu son yıllarda Halley'in beyni de alkol alışkanlığından dolayı
bulutlanmaya başlamıştı. İçkiye 1698-1701 yılları arasında yaptığı kısa denizcilik
görevi sırasında alışmıştı. Halley Neıwton'la, onun ölümüne kadar iyi bir arkadaş
olarak kaldı. Newton 20 Mart 1727'de öldüğünde `Kraliyet Derneği'nin başkanı,
Halley, ise Kraliyet Gökbilimcisiydi. Kısa bir süre önce aralarında bir tartışma
alevlenmişti. Halley, Ay hakkında yaptığı gözlemleri yayınlamayı reddederken,
Newton da bu çalışmaların kamuoyuna mal edilmesini istiyordu. Sanki Principia'nın
yayınlanmasından önceki dönemde üstlendikleri rolleri değişmişlerdi. Bazıları,
aralarındaki bu tartışmaların dostluklarını bozduğunu ve Newton'un ölümünü çabuklaştırdığını
iddia etmişlerdir. Ancak bu ididalar için tatmin edici bir neden yoktur. Aslında
Halley, Newton'un Kbilise tarafından şiddetle eleştirilen «System of Chronology»
adlı eserinin savunmasını, yazdığı iki makaleyle rastlenmıştı. Bu yazıları okuyan
herkes Halley'in Newton ile olan arkadaşlığının hiç de azalmadığını kolayca
anlayabilir.
Principia'nın yayınlanmasında inanılmaz
derecedeki cömertliği ve gayreti bile önemli bir rol oynayan, Newton'un gökcisimlerinin
hareketlerine ilişkin öğretilerini gönülden savunan Halley'in, bu yeni sistemi
uygulayarak ilk meyvalarını toplamak doğal hakkıydı. Gezegenlerin hareketlerini
açıklayan Newton, bu sayede dikkatini KY'lara yöneltmişti. Onların güneşin çekim
kuvvetinden dolayı yolculuk ettiklerini anlayarak, yerlerinin üç ayrı tarihte
gözlenip tespit edildikten sonra yörüngelerinin hesaplanmasını sağlayan kuralIarı
bulmuştu. Bu kuralların önemini Halley'den daha çabuk kavrayan olmamış, ve Halley
bunların gökyüzündeki garip yolcuların hareketlerini düzenlemeye yaradığını
anlamıştır. Fakat Newton'un keşiflerinden elde edbilecek ürünün olgunlaşması
için 30 yıl daha geçmesi gerekmiştir. çünkü Holley on parmağında on beceri olan
bir bilim adamıydı ve ilgilendiği pekçok konu vardı. Dünya'nın iç kısımlarında
yaşayan varlıkların olduğunu düşünecek denli hayalperest olan Halley, aynı ölçüde
cesurdu da bir çeşit dalma aygıtı geliştirerek, bunu bizzat kendisi denizde
denemiştir. Barometre kullanarak, hava basıncının yükseltiyle nasıl değiştiğini
araştirmak amacıyla dağlara tırmanmıştır. Bu arada, orijinal bir düşünce yapısına
sahip olduğunu da göstermiş; örneğin, harita parçaların kesip tartarak İngiliz
eyaletlerinin yüzölçümlerini hesaplamış (!), öte yundan yaşam süresini önceden
bilmeyi amaçlayan bir takım çizelgeler (Breslau Table of Mortality) hazırlamış
ve 1693 de yayınlamıştır. Duyarlı saatler geliştirilmeden önceki çağlarda denizde
sefer halindeyken boylamı hesaplamak gibi XVIII. yüzyılın önemli denizcilk sorunlarıyla
uğramıştır. 1691 yılında, Oxford Üniversitesi'nde Savbilian Gökbilim Kürsüsü
boşalınca, Halley'in KY gözlemlerine daha erken bir tarihte başlama şansı ortaya
çıkıverdi. Halley'in uzun zamandır bir yana bıraktığı KY araştırmalarına devam
edebilmek için bu göreve çok istekli bir aday olduğu bilinmektedir; böylece
tahmin ettiğinden daha fazla boş zaman bulacaktı. Ancak, o zamanki Kraliyet
Gökbilimcisi Flamsteed bile aralarında açıkan bir çekişme sonucu bu kürsüye
David Greogory adında bir başkası seçilince, Halley adını ölümsüzleştirecek
olan keşfini ertelemiş oldu.
1685-1693 yılları arasında yürüttüğü
Kraliyet Derneği Sekreterliği görevi kendisini daima meşgul etmiştir. Ne var
ki, uzun zamandır manyetik pusulaya karşı bilgi duyması ve dünyanın manyetik
alanını merak etmesi, Kral III. Wbilliam'ın da desteğiyle Paramour Pink ismindeki
bir geminin yönetiminin kendisine verilmesini sağlamıştır. 1694 yılında, güney
denizlerine giderek dünyaa manyetizminin çeşitli bölgelerdeki değişimini incelemek
amacıyla yola çıkmış, fakat bu yolculuğu tayfalardan bazılarının isyanı nedeniyle
başarısızlıkla sonuçlanınca, geriye dönmek zorunda kalmıştır. 1696-1698 yılları
arasında Chester'deki Kraliyet Darphanesi yöneticisi olarak görev yaptıktan
sonra, Eylül 1699 da bu kez iki gemiyle yeniden aynı amaçla denize açılmıştır.
1700 yılında geri dönerek, ziyaret ettiği yerlerde manyetik pusulanın boylam
farkı nedeniyle gösterdiği sapmaları içeren genel bir harita yayınlamıştır.
Yine Paramour Pink adını taşıyan bu gemiyle, Manş Denizi'ndeki gelgit akıntılarını
ilk kez ayrıntılı ve eksiksiz olarak incelemiş; alize rüzgarları ve musonlar
da dahbil olmak üzere; dünya atmosferindeki etkin rüzgarların haritalarını çıkartmıştır.
En sonunda Oxford &Universitesi'nde boşalan Geometri Kürsüsü'ne 1704 yılında
hiçbir muhalefet olmadan seçilerek, uzun süredir özlediği boş vakti elde etmiş,
ve her zaman diğer uğraşlarının gerisinde suskun gizli yatan KY asorunuyla ilgilenmeye
başlamıştır.
Halley 1E82 de görünen parlak KY'la
her zaman yakından ve özellikle bilgbilenmekteydi. Bu KY'ın yıldızlar arasındaki
konumları büyük bir dikkatle elde edilmiş ve ünlü gökbilimci onun gökyüzündeki
yolunu parabolik bir yörüngeye uydurmak gerektiğine karar vermişti. Newton'un
ortaya koyduğu genel kuralları uygulayan Halley, haklarında güvenilebilir gözlem
kayıtları bulunan bazı parlak KY'ların hareketlerini incelemenin yararlı olacağını
da düşündü, ve 1337 bile 1598 yılları arasında görünen böyle 24 gökcismi için
parabolik yörüngeler hesaplamaya girişti. Bu yorucu uğraşları, uzun zamandır
yazmaya niyetlendiği «A Synopsis ofi Comets» (KY'lar Hakkında Bir Özet) adında
bir kitapçık yayınlamasıyla sonuçlandı. O zamanın geleneği olarak Latince basılan
bu kitapçık, «Synopsis Astronomiae Cometicae», ancak 18 sayfa tutuyor ve tarihsel
gelişimi anlatan giriş ise zar zor üç sayfayı dolduruyordu. Tüm bu çalışmanın
asıl özü ise 24 KY'ın parabolik yörünge öğelerinin veriildiği bir çizelgeydi.
Makine öncesi bir çağda böyle bir hesap işi son derece yorucu ve sıkıcıydı.
Newton kullanılacak yöntemler belirlemiş, Halley de uygulama ve hesaplama işlerini
kahramanca tamamlamıştı. Onların deha ve çabalarının ortak bileşimi ortaya yepyeni
bir bilimsel meyva çıkarıyordu; çalışmasını bitiren Halley, umduğu parabol biçimli
yörüngelerin yerine, kesinlikle eliptik olan bazı yörüngeler hesaplandığını
görünce büyük bir heyecana kapıldı. Özellikle Büyük 1682 KY'ı ekliptiğe (tutulum
düzlemi) çok az eğimi olan (18°) bir düzlem üzerinde hareket ediyor ve dışmerkezliliği
çok büyük olan gerçek bir eliptik yörüngeye sahip olduğu görülüyordu. Bu nedenle
güneşten en uzakta bulunduğu enöte noktasında 5.475 mbilyar kilometre gibi korkunç
bir uzaklıktan geçiyordu (okuyucu lütfen o devirde Üranüs ve Neptün gezegenlerinin
henüz keşfedilmediğini unutmasın; o zamanlar için bilinen en uzak gezegen, güneşe
1.427 milyar km uzaklıktak9 Satürn'dü). Listedeki diğer KY'ların yörüngesel
özelliklerini gözden geçiren Halley, bunların arasından diğer ikisi bile 1682
KY'ının benzerliğini derhaI farketti.
İlgilendiği bu üç KY'da güneşin çevresinde
gezegenlerin ters doğrultusunda (saat doğrultusu) dolanıyordu. Halley''ı şaşırtan
asıl önemli konu, 1531, 1607 ve 1682 de görünen bu KY'lar aynı KY ise, neden
her seferinde aynı zaman aralığında dönmedikleriydi. Bu üç görünüşten ilki Peter
Apianus, ikincisi Kepier, üçüncüsü de bizzat kendisi tarafından izlenmişti.
Kendisinden önce yapılan bu iki gözlemde mutlaka eksiklikler olmalıydı. Bulabildiği
tüm eski tarih kayıtları arasında yaptığı yoğun bir araştırmadan sonra, 1305,
1380 ve 1456 yıllarında da 1682 KY'ına benzer özellikler gösteren KY'ların göründüğünü
buldu. Ancak yine onun anlayamadığı, neden bu görünüşleri bazen 75, bazen de
76 yılda bir meydana geldiğiydi. O günlerin gökbilimcileri dünyanın güneş çevresinde
şaşmaz bir saat gibi hareket ettiğinden haberdardılar, ama Jupiter ve Satürn
gezegenlerinin hareketleri dikkate alındığında ortaya çıkan bazı düzensizlikleri
de furketmişlerdi. Halley peryottaki bu farkın, güneşin her gezegene ayrı ayrı
uyguladığı bağımsız çekim kuvvetine ek olarak, gezegenlerin birbirleri üzerine
uyguladıkları çekim kuvvetinden kaynaklandığını başarıyla tahmin etti; ancak
bilinçsizce başka bir tür düzensizliği de hissetti: Aynı durum KY'lara uygulanabilirse,
bir KY'ın güneşin çevresinden her enberi geçişi arasındaki düzensizliğin açıklanabileceğine
kanaat getirdi ve bir KY söz konusu olduğunda bu etkiilerin daha da büyük çapta
olacağını bileri sürdü. Son olarak, bu şkbilde açıklanamayacak hiçbir zorluk
olmadığı ve çözüme ulaştığı sonucuna vardı. Böylece 1705 yılında, yaptığı hesaplara
göre, bu 3 KY'ın büyük elips bir yörünge üzerinde yol alan ve her 75-76 yılda,
bir dünya ve güneş yakınlarına gelen tek bir KY olduğunu ve bir daha ki görünüşünün
de 1758 yılırıda olacağını açıkladı.
Tahmin edileceği gibi devrin gökbilimcileri
meslekdaşlarının bu kehanetini büyük bir şüpheyle karşıladılar. 1758 yılında
büyük bir ihtimalle kendisi hayatta olamayacağından, bu iddiayı rahatça bileri
sürebiliyor dediler çoğunluk onun bu düşünce sayesinde Kraliyet Gökbilimcisi
seçilmek ümidiyle reklam yapmak amacında olduğuna inandı. Gerçekten de Halley
o zamana kadar yaşarsa 102 yaşında olacaktı ve bu yaşa pek az insan ulaşıyordu.
Halley'in bu ünlü keşfinin önemini kavrayabilmek için, onun zamanında bir KY'ın
yalnızca Tanrı'nın öfkesini ya da bir doğa felaketini haber veren bir büyü olarak
değil, aynı zamanda güneş sistemine gelişigüzel gören bir kader ziyaretçisi
olduğu, ve nereden gelip nereye gittiği bilinmeyen bir cis;m olduğunun kabul
edildiğini unutmamak gerekir.
Aslında bir KY'ın geri dönmesi hakkında,
yapılan bu tahmin ilk değildi. Daha önce İsviçreli mateıatikçi ve fizikçi Jacgues
Bernoubilli Büyük 1680 KY'ının 17 Mayıs 1719 da geri döneceğini ve Libra (Terazi
takımyıldızında görüneceğini öne sürmüş, fakat söylediği yer ve tarihte hiçbir
KY görülmemiştir. Hatta Halley yine bu KY hakkında gerçekleşmeyen bir tahminde
bulunmuştur. Principia'da yazıldığı üzere 1680 KY'ı 575 yıllık bir peryoda sahipti
ve daha önce İ.Ö. 44, İ.S: 531 ve 11U6 yıllarında da görünmüştü ve gelecek geçişi
2255 yılında olacaktı. Ancak, daha sonradan yapılan hesaplar bunu yalânlamışlardır.
Halley'in bir KY'ın tekrar görünmesi konusunda epeyce meraklı olduğu, 1661 yılındaki
bir KY'ın 1532 de görünen bir başkasıyla, aynı olduğunu ve 1790 yılında geri
döneceağini ileri sürmesinden anlaşılmaktadır. Ne yazık ki bu görünüş de gerçekleşememiştir.
Bilim tarihini yazanlar çoğunlukla
kahramanlarının yaptıkları yanlışlıkları görmezlikten gelerek, , bilimin yanılgıya
düşebilen insanlar tarafından yönlendirildiğini unutturmuş, ve bilimsel keşifleri
otomatik ve olduğundan daha kolay göstererek, dahi olmayan bilim adamlarının
cesaretlerini kırmışlardır. Bu nedenle, Halley'in KY'lar üzerinde çalışırken
mutlaka ya,nılmış olduğunu da belirtmek gerkir. Fakat en sonunda ona bu büyük
ününü kazandırıp, her zaman hafızalarda yer almasını sağlayan buluşunu doğru
olarak yapabilmiştir.
Halley'in bundan sonra gezegenlerin
hareketleri hakkındaki bilgimizi arttırmak amacıyla giriştiği bir seri araştırma,
KY'darla ilgili keşifler ne oranla hayal gücünü daha az etkileyici olsa da,
gökbilim için sonsuz önemli bir konuydu. Bu çalışması aslen 1719 da bitmesine
karşın, sonuçları ancak ölümünden sonra 1749 yılında yayınlanabilmiştlr. Bu
araştırmaları sırasında daha çok Venüs gezegeninin hareketiyle yakından ilgilendiğinden,
bu gezegenin güneşin görünür diski önünden transit geçmesi olayının yol açtığı
bilginç önemi ilk kavrayan kişi olmuştur. Halley, 1761 yılında meydana gelecek
bu olayın güneşin uzaklığını ölçmeye, böylece güneş sisteminin gerçek boyutlarını
öğrenmeye çok uygun bir fırsat yaratacağını anladı. Bu olayın koşullarını şaşırtıcı
bir duyarlılıkla öngören Halley'e, gökbilimcilere bu transit geçişin önemini
gösterdiği ve bilim adamlarının bunu gözlemelerindeki yakın bilginin doğmasına
önayak olduğu için çok şey borçluyuz. Olay onun ölümünden çok uzun yıllar sonra
meydana geleceğinden, ünlü gökbilimcinin onu kendi gözüyle izleme umudu hiç
yoktu. Fakat bu durum, kendi adıyla anılan KY'ı keşfetme olayında da olduğu
gibi, o zamanlar hayatta olacakların inceleyebilmesi için olayı vurgulamasını
ve heyecanını kaybetmesini önlememiş, tam aksine gözlemlerin başarıya ulaşmasını
sağlayacak hiçbir şeyi esirgememiştir.
1715 de meydına gelen güneş tutulması,
1140 yılından beri Laondra kenti üzerinde görülebilen ilk tam güneş tutulması
olduğu için, İngilizler bu olaya özel bir önem vermişlerdir. Olayı Kraliyet
Derneği'nin binasından izleyen Halley, gerekli hesapları resmi gözlem sonuçlarından
daha doğru yaparak, ününe ün katmıştır. Bu arada, bugün korona olarak bildiğimiz
güneşln en üst atmosfer katmanının varlığını da not etmiş; ancak bunun güneşe
mi yoksa Ay'a mı ait olduğunu belirtmemiştir. 9 Şubat 1720 tarihinde, Flamsteed'in
ölümüyle boşalan Kraliyet Gökbilimciliği'ne atanan Halley, Greenwich'deki Kraliyet
Gözlemevi'nde durumun çok kötü olduğunu görerek, eksik olan gözlem aletlerini
elinden geldiğince tamamlamaya gayret gösterdi. Bu yıl sonra askeri bir kuruldan
sağladığı 500 pound'luk yardım sayesinde eksiklikleri tamamen giderdi. Edmond
Halley 64 yaşındayken, mesleğinin son çalışması olacak bir incelemeye başlvdı.
Eğer yaşamı yeterse 18 yıl süreyle Ay'ı gözleyecek ve hareketlerini inceleyecekti.
Bu gözlemin ana amacı, Ay'ın hareketlerinden yararlanılarak sefer halinde olan
bir gemiden boylamın ölçülmesine ilişkin teoriyi geliştirmekti. Halley'in üstlendiği
ve sabır gerektiren bu çalışma ancak ölümünden sonra, yaptığı gözlemlerden çıkarılan
sonuçlarla birlikte yayınlanmıştır.
Kraliyet Gökbilimcisi 1737 de felç
gelinceye kadar hiçbir hastalığa yakalanmadan çcılıştı. Bû acı olaydan sonra,
iki yıl daha teleskobunun başından ayrılmadan gökbilime hizmet etti. Fakat en
sonunda, 14 Ocak 1742 tarihinde, oldukçaa ileri bir yaşta ama kafası dinç bir
halde, Green'wich Gözlemevl'ndeki odasında hayata gözlerini yumdu. Kent şehrindeki
Lee kbilisesine, kendisinden beş yıl önce ölen karısının mezarı yanına gömüldü.
«Synopsis in önsözünü oluşturan Astronomical
Tablesi (Gökbilimsel çizelgeler) ölümünden sonra 1749, yılında yeniden yayınlandığında
(1752 de İngilizce çevirisiyle beraber ikinci basımı yapılmıştır), ölmeden önce
yazdığı bir paragraf ortaya çıktı : Görüldüğü gibi, bu üçünün yörünge elemanları
birbirleriyle çok yakın bir uyum içindedir ve bunların üç değişik KY olabilmesi
yalnızca bir mucizedir. Bu nedenle, eğer KY öngördüğümüz gibi 1758 yılı civarında
geri dönerse, gelecek nesbillerin bu durumun ilk kez bir İngiliz tarafından
keşfedildiği gerçeğini reddetmeyeceklerine inanıyorum. Bu, söylendikten ancak
53 yıl sonra gerçekleşen çok ilginç bir kehanettir. Bunun nası1 olduğu da, gökbilim
tarihinin en çarpıcı hikayelerinden birini oluşturmaktadır.
1758 yılı yakınlaştıkça, Edmond Halley'in
geri döneceğini öne sürdüğü 1682 KY'ı hakkındaki bilgi de gitgide artıyordu.
Çekim kuvveti nedeniyle hareketi etkilenen bir cismin yörüngesini hesaplamak
için kullanılan matematiksel yöntemlerde oldukça büyük belirlemeler kaydedebildiğinden,
Halley'in enberi geçiş zamanıyla bilgili asıl tahmininin daha bir duyarlılıkla
yeniden hesaplanması gerekiyordu. Öte yandan, gözlem bile teori araşındaki yakın
bir uyum, Newton'un ortaya koyduğu çekim kanunlarının tam bir zafere ulaşmasını
sağlayacaktı. Matematikçiler için bu durum tam bir meydan okuma anlamını taşıyordu.
Frasız gökbilimci-matematikçileri Alexis Claude Clairaut ve Joseph Jeröme Lefrançois
de Lalarıde da bu meydan okumaya katılmayı kabul ederek, büyük bir gayretle
enberi geçiş zamanını yeniden hesaplamaya giriştbiler. Yanlarına yardımcı olarak,
daha önceden Lalande'ın hizmetinde çalışmış ve hesap uzmanı olan Madam Hortense
Lepaute'û almışlardır. Gökbilim ya da diğer bilim dallarıyla uzaaktan yakından
ilgisi olmayan fakat çok zeki bir hesaplayıcı olarak anılan Madam Lepaute, o
zamanki Fransa Kralı XV1. Louis'nin saatçisi Jean Ândr Lepaute'un eşiydi ve
daha önceden Lalande'ın saat yapımı üzerine yazdığı bir kitabın hesaplama işlerini
yürütmüştü.
Bu üçlü; 6 ay boyunca gece gündüz
-yalnızca yemek zamanları hariç- aralıksız çaışarak, KY'ın 1607=1682 ve 16821759
yılları arasındaki dönüşleri sırasında üzerine etkiyen kuvvetleri ve bunların
sonuçlarını ortaya çıkaran sıkıntı verici hesapları tamamladılar. Bu hesapları
yaparlarken, Üranüs ve Neptün gezegenlerinin varlığından habersiz olmaları,
meydana gelen yanlışlıkların daha büyük olmasına yol açmıştır. Ayrıca, ellerinde
hesaplarına yardım edecek hesap makinelerinin bulunmaması da, karşılaştıkları
güçlüklerin büyüklüğü konusunda bir fikir verebilir.
O dönemde, Halley KY'ına karşı olan
bilgi o denli artmıştır ki, asıl adı François Marie Arouet olan ve Voltaire
diye tanınan ünlü Fransız yazar ve düşünürü, Fransız gökbilimcbilerinin uzun
zamandır beklenen bu KY'ı görememekten korkarak her gece devamlı gözlem yaptıklarını,
bu yüzden rahat uyuyamadıklarını yazmaktadır. Bu yoğun uğraşlara karşın, yeniden
görünüş tarihi yine de kesinleşmiş değbildi. çünkü bilinen dönemler birbirlerinden
oldukça farklıydı : 1531 1607 arası 27,811 gün, 1507 den 1682 ye dek ise 27,325
gün tutuyor; böylece iki enberi geçiş zamanı arasında 486 günlük bir fark bulunuyordu.
Şimdi kafalarda beliren soru, yeni dönemin daha uzun mu, yoksa eskisi kadar
mı olacağıydı.
Bu sorunu çözmeye yönelik yeni yöntemler
geliştirmiş olan Clairaut, 14 Kasım 1758 günü Paris bilimler Akademisi'ne bulduğu
sonuçları açıkladı. Clairaut'nun çalışmasının kesin sonuçları enberi geçişinin
yaklaşık 618 gün gecikeceğini ve 1759 yılına rastlayacağ:nı öngörüyordu. Satürn
gezegeni KY'ı 100 gün, Jüpiter ise 518 gün geciktirerek, enberiden geçiş zamanını
13 Nisan 1759'a erteliyordu: Clliraut, hesaplarında bazı eksiklik ve yanlışlıkların
bulunabileceğini, bu nedenle enberi geçişinin öngördüğü tarihten bir ay önce
ya da sonra olab?leceğini de açıklamasına ekledi. Bu duyuru üzerine, Avrupa'da
teleskobu olan herkes Halley'i araştırmaya koyuldu. O dönemin ünlü KY avcısı
Fransız gökbilimcisi Charles Messier de 1758 yılı ortalarından beri KY'ı aramaktaydı.
Ancak, bu büyük keşfin onuru Dresden kenti yakınlarında oturan Palitzsch adındaki
Saksonyalı (Almanya) bir çiftçinin oldu. Bu amatör gökbilimci 25 Aralık 1758
tarihinde Halley KY'ının geri dönüşünü gören ilk kişi ünvanını kazandı (2.10
metre uzunluğundaki aynalı teleskobuyala bu soğuk Noel gecesi KY'ı gözlediğine
bakılırsa, kendisiin bu işe görıülden adamış olmalıdır). Paris Gözlemevi'nde
çalışan Nlessier onu 21 Ocak 1759 gecesi 6-7. kadirden bir cisim olarak görmüştür
Şubat ayının ortalarına kadar gözlenen
KY, bundan sonra güneşin ışıltısı altına gömüldü, ve Glaraut'nun tahmin ettiği
tarihten tam 32 gün önce, 13 Mart 1759 da enberi noktasından geçti. Fransız
gökbilimcisinin yaptığı bu yanlışlık bugün için çok büyük sayılsa da, o dönemdeki
zayıf verilerIe ve daha önceki önyargıların aksini kanıtlayarak, uzaydaki bir
cismin yerinin 32 günlük bir yanılma payıyla tahmin edilmesi gökbilim ve gök
mekaniği tarihinde gerçekten de çok önemli bir yer tutmaktadır. KY, enbri geçişinden
sonra 1 Nisan'da Messier tarafından ufka yakın, 25 dereceden uzun bir kuyruğa
ve 0-1. kadir parlaklığında bir çekirdeğe sahip olarak yeniden gözlendi. Çıplak
gözle Haziran ayı başına dek izlenen KY'ın son görünüşü, 22 Haziran tarihinde
Lizbon'da Chevalier adındaki bir gökbilimci tarafından bildirilmiştir. 16 yıl
önce ölmüş olan Edmond Halley bu başarılı keşfinden dolayı övülürken, son isteği
de gerçekleşiyor, ve güneş sisteminin dışına doğru uzaklaşmakta olan KY bu tarihten
başlayarak "Halley KY'" diye anılıyordu.
Güneş sisteminin, devamlı bir üyesi
olduğu kabul edilen Halley KY'ın;n önceden bilinen ikinci dönüşü 1835 yılına
rastlıyordu. İtalya'nın Torino kentindeki Bilimler Akademisi daha 1817 yılında,
KY'ın 1759 dan beri etkisi altında. olduğu kuvvetleri ve ortaya çıkan değişimleri
ilk hesaplayacak bilim adamlarıncı bir ödül vereceğini duyurmuştu. Bir önceki
görünüşü sırasında KY'ın enberi geçiş zamanı hesaplayan yurtdaşlarından esinlenen
iki Fransız gökbilimci.-matematikcisi, Parisli Baron Damoiseau ('Marie Charles
Theodore) i;e Kont Pontecoulant (Phbilippe Gustave Le Doulcet) birbirlerinden
bağımsız olarak bu konu üzerinde zahmetli bir çalışmaya giriştiler. Bu kez her
ikisi de 1781 yılında Alman asıllı İngiliz müzisyen gökbilimci Wbilliam Herschell'in
keşfettiği yeni ve muazzam kütleli Üranüs gezegeninin etkisini de gözönüne alıyorlardı.
Hesaplarını ilk önce bitiren Damoiseau; enberi geçişinin 4 Kasım 1835 de olacağını
açıklayarak Torino Bbilimler Akademisi'nin ödülünü kazandı. meslekdaşıyla hemen
hemen aynı yöntemler kullanarak çalışan Pontecoulant ise geçişin 13 Kasım'dan
önce olamayacağı sonucuna vardı. Alman gökbbilimci-matematikçisi Otto August
Rosenberger, Fransızların hesapIarında yeterince duyarlı olamadıklarına inanarak,
kendi araştırmalarını yapmaya koyuldu. 1682-1759 dönüşü bile Dünya, Venüs ve
Mars a gezegenleri de dahil olmak üzere, o zaman için bilinen 7 gezegenin çekim
kuvvetlerini de dikkate alarak, sonuçta enberi geçişinin tarihini 11 Kasım 1835
olarak öngördü. Bir başka Alman gökbilimci-matematikçisi Jakob Wbilhelm Heinrich
Lehmann araştırmalarını 1607 yılına dek geri götürerek geçişin 26 Kasım 1835
de olacağını öne sürdü.
1834 ün Aralık ayından itibaren tüm
gökbilimciler KY'ın yörüngesinin içinden geçtiği Auriga (Arabacı) ve Taurus
(Boğa) takımyıldızlarını kılı kırk yararak taramaya başladılar. Bu takımyıldızlara
yılın bu vaktinde gökyüzünde çok iyi gözlenebilecek bir konumda olduğundan işler
kolay görünüyordu. Fakat ilk denemeler hep başarısızlıkla sonuçlandı. Geri dönmekte
olan KY'ı ilk kez 6 Ağustos 1835 günü sabahleyin Roma'da Rahip Dumouchel ve
Collegio Romano gökbilimcileri Taurus takımyıldızı içinde önceden hesaplanan
konumunun çok yakınında küçük, soluk ve bulanık bir cisim olarak gördüler. İtalyanlar
bu başarılarını o yıllarda Avrupa'nın en büyük mercekli teleskoplarına sahip
olmalarına borçludur. Bugün Sovyefiler Birliği'nin sınırları içinde yer aalan
Estonya'daki Dorpat Gözlemevi'nin yöneticisi olan Alman gökbilimci Friedrich
Georg Wilhelm von Struve, Halley KY'ını 20 Ağustos'da İtalyan meslekdaşlarından
habersiz ve bağımsız olarak keşfetti.
Dorpat'da yapılan ilk gözlemler sonrasında
yeniden gözden geçirilen hesaplar Rosenberger'in 1/3 derecelik bir hata, yaptığını,
KY ın onun öngördüğü tarihten 5, Pontcoulant'ınkinden ise üç gün gecikeceğini
ve enberi geçişinin 16 Kasım'da olacağıı ortaya çıkardı. Bu sonuç, dönemi 69
gün daha arttırarak, 76 yıl 135 gün olarak yeniden belirliyordu. Holley KY'ını
çıplak gözle ilk kez von Struve 23 Eylül'de gördü, fakat kuyruğunu ancak ayın
25 inde farkedebildi. Yalnız, bu kuyruk ayın sonuna dek halkın bilgisini çekecek
denli parlak değbildi. Ekim ayı ortasında başı çıplak gözle rahatlıkla izleanebilecek
parlaklığa erişen Haley'in kuayruğu da 30° uzunluğuna kadar büyüdü.
Gözlemler, 22 Kasım'da KY güneşin ışıltısı
altında kayboluncaya dek devam etti. Bu sırada kuyruğu ortadan yok olmuştu.
Güneşin ışıltısı altından kurtulan KY 30 Aralık'ta güney enlemlerinden yeniden
görülmeye başlandı. Enberi geçişinden önce, 14 Ekim'de kuyruk maksimum uzunluğu
olan 30° ye eriştiğinde, KY'ın çekirdeği de 1. kadirdendi. Enberi geçişinden
iki ay sonm, 25 Ocak 1836 da, Güney Afrika Ümit Burnu'nda bulunan İngbiliz hekim
ve gökbilimcisi Thomas Maclear onı çıplak gözle 2-3. kadirden bir yıldız olarak
keşfetti. Ertesi gün parlaklığı 2. kadire çıkmıştı. Teleskopla bakıldığında
saç içinde bir hareket farkediliyor ve bazı zamanlar küçük bir çekirdek görünüyor,
bununla, beraber çok küçük bir kuyruğu bulunuyordu. KY çıplak gözle Şubat ortasına
dek görünür kaldı. En son 5 Mayıs 1836 da Maclear onu gökyüzünde ufka yakın
olarak, 9 ya da .10. kadir parlaklığında gördüğünü bildirdi.
Halley'in 1835 yılı görünüşü özellikle
teleskoplarla yapılan gözlemler için çok uygundu. Epeyce parlak olmaşı ve her
iki yarımküreden rahatlıkta gözlenebilmesinin yanı sıra, bu görüşünü önemli
akılan asıl konu, çekirdek ve kuyruğunda bir takım ilginç olaylar sergilemesidir.
Örneğin, saçı devamlı ve kademeli olarak parlaklaşıp sönükleşmiş, ya da kuyruğu
büyüyüp küçülmüştür; bir yıldıza benzeyen çekirdeği, ertesi gün içinde bulutsuya
benzer bir duruma dönüşüvermiştir. Dünyadaki tüm gökbilimciler ellerinde bulunan
en iyi teleskoplarla bu fiziksel değişimleri incelemek amacıyla ilk kez gerçek
denemeler yapmışlardır. Enberi geçişinden önce KY'ın kuyruğu üzerinde yoğun
çalışmalarda bulunan Alman gökbilimcisi Friedrich Wbilhelm Bessel, bu apansız
değişikiklerin güçlü elektrik akımı yayınlanmasından kaynaklanabileceğini öne
sürmüştür. Bessel, 22 Ekim 1835 akşamı çekirdeğin birdenbire parlaklaşarak,
güneşe dönük yüzünden bir ışık konisinin çıktığını ve bunun saçtan biraz öteye
doğru uzadığını belirtmiştir. Bu ışık konisinin, sanki güneşten gelen ve görünmeyen
çok yoğun bir güç tarafından geriye doğru savrulduğunu da gözlemiştir (o dönemde
güneşten kaynaklanan ve «güneş rüzgarı» denilen yüklü parçacıkların varlığı
henüz bilinmiyordu). Djğer tanaftarı, saçın parlaklığının ve boyutlarının geceden
geceye devamlı olarak değiştlği ve bunlara ek olarak saçın dönme ekseninin de
değişken olduğu farkedilmiştir.
O yıllarda Güney Afrika Ümit Burnu'nda
bıılunan ve ta+basının kuzey gök yarımküresindeki cisimler, konusunda yaptığı
çalışmaları güney gök yarımküresindekiler üzerinde çalışarak sürdüren Sir John
Herschell, 6 metre uzunluğundaki büyük aynalı teleskobuyla Halley KY'ının başında
oluşan bu dikkati çeken hareketliliği uzun bir süregözlemeyi başarmıştır. Herschell
28 Ekim 1835 gecesi gördüklerini şöyle yazmaktadır : «Sınırları kesin çizgilerle
belli olan başın içinde, kendisini tek başına bir çekirdeği, saçı ve kuyruğu
olan minyatür bir KY şeklinde tanımlayabileceğim ve çevresindeki bulutumsu tabakadan
daha parlak olan bir cisim bulunuyordu.» Enberi geçişinden sonra güney yarımküresinden
daha iyi gözlenmeye başlayan, ancak gitgide sönükleşen KY'ı Herschell son kez
10 cm çaplı mercekli teleskobu ile gözlemiştir. Bu küçük teleskobun daha sonradan
HaIILy'in 1910 yılındaki görünüşü sırasında, ilk fotoğrafını çeken Mısır'daki
HelMran Gözlemevi'nin 762 mm çapındaki aynalı teleskobunun arayıcı dürbünü olması
da bilginç bir rastlantıdır.
Halley'in 1835 yılındaki görünüşü
sırasında enberi geyiş zamanını yalnızca 3 günlük yanılmayla hesaplayan Kont
Pontecoulant, bu başarısından cesaret alarak bir dahaki dönüş zamanını bulmaya
çalışmış ve KY'ın 24 Mayıs 1910 tarihinde Greenvırich saatiyle 23.00 de enberi
noktasından geçeceği sonucuna ulaşmıştı. 1910 yılı ya,klaştıkça gökbilimciler
daha duyarlı ölçümler yapabilmek için uğraşmaya başladılar. Onları teşvik etmek
amacıyla ccAstronomische Gesellschaft (Gökbilim Derneği) adındaki bir Alman
kurumu tarafından, bu ünlü gökcisminin gelecek enberi geçişini en iyi hesaplayana
verilmek üzere 1000 marklık Lindemann ödülü konuldu. Bu ödülü, Greenwich Kraliyet
Gözlemevi'nden Philip Herbert Corıvell ile Andrew Claude de la Cherois Crommelin
adlarında iki İngiliz gökbilimci matematikçisi, enberi geçiş tarhini 16.61 Nisan
1910 olarak saptayarak kazandılar (Halley'in zamanından bu yana İngbilizler
ilk kez bu başarıyı gösterebilmişlerdir). Bu çalışmaları sırasında iki gökbilimci
16 Kasım 1835 enberi geçişinden başlayarak, KY'ın 1759 bile 1910 -yılları arasındaki
yörüngesini aratırmış, ve Merkür gezegeni dışındaki 7 gezegenin (Plüto ancak
20 yıl sonra keşfedebilecekti) birleşik çekim güçlerini göz önüne,almışlardı.
İki bilim adamının kendilerine çok güvendikleri, ve KY'ın yolunu birkaç yüz
metreye kadar başarıyla hesapladıkarını söyledikleri anlatılmaktadır.
Görünüş zamanı yakınlaştıkça her
zamanki eski hikaye tekrarlanmaya ve tüm KY avcıları geri dönen Halley'i ilk
gören olrrıak ümidiyle ve büyük bir istekle gökyüzünü taramaya başladılar. Cowell
ve Crommelin'in çalışması KY'ın Gemini (İkizler) takımyıldızında görüneceğini
açıkladığından, tüm gözlemevleri teleskoplarını o yöne doğru yönelttiler. 1908-9
kışında başlayan çalışmalarda, tarihte ilk defa, insan gözünden daha duyarlı
olan fotoğraf plağı kullanılıyor, böylece KY'ın daha erken görüleceği umuluyordu.
ABD'de Chicago kenti yakınlarındaki Yerkes Gözlemevi'nde O.J. Lee adındaki gökbilimci
Aralık 1908 gecesi 102 cm çapındaki mercekli teleskopla ilk fotoğrafı çekti.
Fakat ne yazık ki başarılı olamadı. Bu arada tüm dünya Halley KY'ını beklerken,
birdenbire hiç bilinmeyen ve tamamen yeni başka bir KY gökyüzünde panlayıverdi.
O kadar çok kişi tarafından keşfedildi ki, resmen sadece 1910 I diye tanımlanan
bu KY, c<Büyük Ocak KY'ı olarak adlandırıldı. u gözalıcı yeni ziyaretçi gündüzlerin
görüne cek kadar parlaklaşmasına karşın halkın fazla bilgisini çekmedi. Bunun
nedeni büyük bir ihtimalle, gündüz vakti nereye bakılacağının bilinmemesi; KY
akşam görünmeye başladığında da daha sönükleşmiş olmasıydı. 1910 ! parabolik
bir yörüngede belirliyordu ve bir daha hiç görünmeyecekti.
Halley KY'ını yeniden ilk keşfeden,
Almanya'daki Heidelberg Üniversitesi'nden ünlü gökbilimci Dr. Maximbilian Fransız
Joseph Cornelius Wolf (kısaca Max Wolf denir) oldu. Wolf'un 11 Eylül 1939 da
Heidelberg kenti yakınındaki Königstuhl Gözlemevi'nin 71 cm çapındaki aynalı
teleskopuyla bir saatlik poz süresiyle aldığı fotoğraf plağı üzerinde KY, Covnell
ve Crommelin'in öngördüğü konumdan yalnızca 10 yay dakikalık uzaklıkta ve kücük
bir nokta olarak görünüyordu. O anda dünyadan 512 milyon km ötede bulunuyordu.
Bu ilk açıklamayı duyan diğer gözlemciler daha önce çektikleri fotoğraflar üzerinde
KY'ı aramaya daldılar. Gerçekten de,- Greenwich Kraliyet Gözlemevi'ndeki gökbilimciler
762 mt lik Thompson aynalı teleskoplarıyla 9 Eylül gecesi aldıkları fotoğraf
plağında; Mısır'daki Helwan Gözlemevi'nde ise Knox ve Shaw yine 762 mm lik aynalı
teleskopla (Herschell'in 10 cm lik mercekli teleskobunun arayıcı dürbün olarak
kullandığı teleskop) 24 Ağustos'da çektikleri fotoğraflarda KY'ı buldular. Hatta
Wolf, kendisinin daha önce 28 Ağustos gecesi aldığı başka fotoğraf plağında
da KY'ın göründüğünü sonradan açıkladı.
Yapılan bu ilk gözlemler enberi geçişinin
3.03 gün gecikeceğini gösteriyor.du. Halley'in yörüngesini birkaç yüz metre
duyarlılıkla hesapladıklarına inanan ve bununla övünen iki İngiliz gökbilimci
belki büyük bir düş kırıklığına uğradılar, fakat enberi geçişinin iki ay sonraki
bir tarihte olacağını söyleyen diğer rakiplerine de üstünlüklerini ispatladılar.
Bu üç günlük farktan kuşkulanan ve üzülen Cawell ve Crommelin daha sonra 5 Mart
1910 da şöyle yazmaktadırlar : "Şimdiye kadar yapılan gözlemler 1661 Nisan
olarak bulduğumuz enberi geçiş tarihinin 3.03 gün daha geç olacağını gösteriyor.
Kanımızca, bu yanlışlığın en az iki günü, hesap hatalarından ya da gezegenlerin
kütle ve yerlerine ilişkin verilerderı ayrı bir nedene dayanması gerekmektedir"
Bu açıklamayla Cowell ve Crommelin, günümüzde çekirdekten gaz aatılması nedeniyle
KY'ın hareketini etkileyen olayı kastediyorlar, fakat o zaman için bu "başka,
nedenı" in ne olduğunu bilmiyorlardı.
Yeniden keşfedebilmesinden yalnızca
4 gün sonra, 15 Eylül 1909 da Yerkes Gözlemevi'nde çalışan Robert Burnham adındaki
Amerikalı gökbilimci, 102 cm lik merceki teleskop yardımıyla KY'ı gözle gören
ilk kişi olmuştur. Halley güneşe yaklaştığından, 1909 un geri kalan ayları boyunca
derece derece parlaklaştı. Keşfedildiğinde, sabahları güneş doğmadan 5 saat
önce görünmeye başlayan KY, sonbaharın bitimine doğru akşam gökyüzünde ortaya
çıkıyordu. 2 Şubat 1910 da küçük teleskoplarla soluk bir bulut gibi gözlenen
Halley'i çıplak gözle ilk kez yine Max Wolf 9 Şubat 1910 tarihinde gördü. Ancak
bunun gerçekliği konusunda bir takım şüpheler vardır. Öte yandan, Crommel'in
yaptığı -bir yanlışlık sonucu, 70 yılı aşkın bir süredir Wolf'un bu gözlemi
11 Şubat gecesi yaptığı sanılmıştır. Ama Wolf KY'ı gerçekten 9 Şubat gecesi,
kendisinin söylediği yerde ve parlaklıkta (6.5 uncu kadirden parlak) görmüşse,
o zaman yapılan gözlemlerin içinde en doğrusu onunkidir.
Aralık ayı başından beri güneş batarken
doğan KY, Mart'ın sonuna doğru yine sabahları görünmeye başladı ve bir süre
sonra, güneşin arkasında kaldığı için gözden kayboldu; ve ancak Nisan ayının
sonunda görkemli ve çıplak gözle kolaylıkla görülebilen bir kuyrukla beraber
yeniden göründü. Mart ayının ortalarında, 5-6, enberi geçişi sırasında da 2.5
kadir parlaklığında olan Halley, 6 Mayıs'ta 2. kadire erişmiş, kuyruğu da iki
parçaya bölünmüştü. 17 Mayıs'ta kuyruğunun uzunluğu 70°, genişliği ise 9° ye
çıkmıştı. Bu sırada, kuzey yarımküresinin ekvatora yakın bölgelerinden, ve güney
yarımküresinde gökyüzünde görülen en parlak ve etkin cisim durumundaydı. 18
Mayıs günü yörüngesi Halley'i dünya bile güneş arasına getiriyordu. Amerikan
Gökbilim ve Astrofizik Derneği'nin KY Kurulu, o zamanlar güneş gözlemevi olan
Mount Wbilson Gözlemevi gökbilimcilerinden Ferdinand Ellerman'ı seçerek, bu
bilginç, ender rastlanan ve tarihte hiçbir zaman incelenememiş olayı gözlemek
amacıyla Hawai adalarına gönderdi. 162 mm lik mercekli teleskobu ve 152 mm lik
fotoğrafik teleskobuyla çeşitli gözlemler yapan, ve KY'ın disk üzerinden geçmesi
gereken gün olan 18 Mayıs'ta güneşin bir dizi fotoğrafını çeken Ellerman, en
ufak bir ize rastlayamamıştır. Bu durumdan çekirdeğin çok küçük boyutlu olması
gerektiği anlamı çıkartılmıştır. çünkü, çeklrdeğin çapı 8 km kadar bile olsa,
disk üzerinde yalnızca 1/15 yay saniyelik bir açı oluşturacaktı.
19 Mayıs gecesi, Cassiopeia (Koltuk)
takımyıldızında bulunan KY'ın kuyruğunun hafif bir ışık saçarak bu yıldız topluluğundarı
ufka kadar 105°, hatta 140° uzadığı söylenmektedir. Bazıları, kuvvetli ay ışığına
karşın, kuyruğun içindeki ışık sütunlarının rahatça seçilebildiğini anlatmaışlardır.
Ertesi gün 20 Mayıs'ta ise, dünyaya en yakın konumunda bulunan Halley, bu sırada
gezegenimizden 23 mbilyon km uzaklıkta, saniyede 84 km hızla uzayda yol almaktaydı.
bilim adamları bu büyük hızı, KY'ın dünyanın yörüngesi üzrinde dolaştığı yönün
tersine doğru dönmesine bağlamışlardır. .Sanırız, Halley KY'ının XX. yüzyılın
başındaki bu görünümü sırasında halkı en fazla heyecana boğan olay, 21 Mayıs
gecesi dünyanın KY'ın kuyruğunun içinden geçeceğinin açıklanmasıydı. Bu durumla
bağıntılı olabilecek her tür garip ve değişik atmosferik-meteorolojik olaylara
özel bir dikkat harcanması kararlaştırılmıştı. Fakat o gece dünya kuyruğun sadece
dış kenarından geçti ve birçok insanın bu korkunç (!) olay yüzünden ölmekten
korkarak intihar etiği, ya da ürperti dolu dakikalar geçirdiği anlarda KY'ın
başı gezegenimizden en az 8 milyon km uzaklıkta uzayda sakin sakin yoluna devam
ediyordu. Ortalığı aydınlığa boğan parlak ayışığı nedeniyle herhangi değişik
bir atmosferik olaya rastlanılmadı; ancak, birçok ülkede basın tarafından heyecanladırılan
ve kışkırtılan haIk, gökyüzünde oluşan garip ve alışılmadık yüzlerce olay görüldüğünü
iddia etti. Bu arada, dünyanın sonunun geldiğini haykıran yalancı peygamberlere
karşın, kimse bu olayın fiziksel biçimde etkilenmedi (Mark Twain hariç). Gökyüzünde
parlak bir KY'ın bulunması yetmezmiş gibi, 23 Mayıs'ta bir de Ay tutulması oldu.
Batıl inanc edildi ve ostrolojiye körü körüne inanan bazı kişiler doğal olarak,
bu olayın KY'ın getirdiği felaketleri daha da arttıracağına inandılar. Fakat
bu tutulma sadece KY'ın çıplak gözle daha iyi incelenmesini sağlamaktan öteye
bir zarar ya da yarar getirmedi.
Ne yazık ki bu parlak gösteri, KY
yavaş yavaş güneşten uzaklaştığı ve hızla sönükleştiği için artık sona eriyordu.
Haziran ayında, KY'ın kuyruğundan bir parça saç kısmından koparak, saniyede
60 km hızla baştan uzaklaştı. Haziran ayı sonunda, çıplak gözle görme sınırının
altına inen KY, 12 Ağustos'da 9. kadir parlaklığındaydı. Telesop kullanılarak
ve görsel olarak son kez Melwan'da, 29 Nisan 1911 tarihinde görülen Halley'i
gökbilimciler fotoğraflarla, güneşten 837 milyon km uzaklaşmış olduğu 1911 Haziranına
kadar izlediler. 1835 görünüşü sırasında toplam olarak 650 gün incelenebilen
KY, 1910 yılında, enberi geçişinden önce 249, geçişten sonra da 396 olmak üzere,
toplam 645 gün süreyle gözlenmiştir. Yapılan ölçümler başın 8 Haziran 1910 da
msksimum 550 bin km lik çapa ulaştığını ve onu çevreleyen geniş hale de eklenirse,
tüm saçın 970 bin km çapında: olduğunu göstermiştir. Kuyruk maksimum uzunluğuna
eriştiğinde ise 48 milyon km (Dünya-Güneş uzaklığının üçte birinden biraz az)
kadar uzamıştır.
Enberi geçişinden, sonra parlaklaşan
Halley, güney yarımküreden daha iyi izlenebilmiştir. Anca,k yine de, ABD'nin
güney eyaletlerinde yer atan gözlemevlerinde pekçok harika fotoğraflar alınmıştır.
Özellikle San Francisco yakınındaki. Lick Gözlemevi bile HaMıai'de, Güney Afrika'da
Johannesburg ve İspanya'daki Cordoba gözlemevlerinde oldukça iyi veriler elde
edilmiştir. Öte yandan daha büyük ölçekli fotoğraf plakları Helıvan bile 152
cm lik aynalı teleskopla donatılmış ve o dönemin en büyük gözlemevi olan A,BD'ndeki
Mount Wilson'da alınmıştır. Bunlar, hemen hemen aylar boyunca araalıksız her
gece uzun pozlar verbilerek çekilmiş fotoğraflardır. Cordoba'daki gökbilimciler,
Mayıs 1910 da, başucundan (zenit) ufka kadar uzanan parlak kuyruğuyla birlikte
KY'ın çok görkemli bir görünüşü olduğunu söylemişlerdir. Ama dahâ kuzeyde kaalan
gözlemciler için KY fazla dikkat çekici değbildi. Hatta İngiliz. Astronomi Birliği'nin
(BAA) tutanaklarını bakılırsa, 1910 yrlı ilkbaharı her zamankinden daha kötü
iklim koşullarıyla geçmiştir. Fakat tüm bunlara karşın yine de, Halley KY'ı
hem kuzey, hem de güneyden iyi gözlenebilmiş, ve bu cisimler konusundaki genel
araştırmalar için yeterince veri toplanmıştır.
Halley KY'ının 1910 yılındaki ve
daha önceki geçişlerinden sağlanan bilgiler, içinde bulunduğumuz uzay çağının
en ileri ve çağdaş yöntemleri bile gökbilimcilerin insansız uzak sondalarının
incelemelerinden elde ettiği yeni verilerin ışığı altında, 1985-86 yılı geçişini
hesaplamak amacıyla yeniden gözden geçirilmiş ve geçirilmektedir. Her zaman
olduğu gibi, günümüzde de birçok gökbilimci ve matematikçi KY'ın yörüngesini
hesaplamaa yarışı içindedir. ABD'nin uzay araştırmaalarını yürütmekle sorumlu
kuruluşu NASA'ya bağlı olarak çalışan California, Pasadena'daki Jet Fırlatma
Laboratuarı'ndan Donald K. Yeomans'ın bu konu üzerinde yaptığı ilk ,ön çalışmalar,
KY'ın 16 Ekim 1982 tarihinde Mount Palomar Gözlemevi'nin 5.08 metrelik dev aynalı
teleskobuyla alınan bir fotoğraf plağında yeniden keşfedilmesiyle kısmen doğrulanmıştır.
Yeomans'ın hesaplarına göre Halley 9.66128 1986 tarihinde Türkiye saatiyle sabah
J'daa enberi noktasından geçecektir. Bu tahminin ne dereceye kadar doğru olduğunu
ise ancak, KY bu yılın sonunda yörüngemizi aşıp, güneşe daha da yaklaşınca hep
birlikte görebileceğiz.